|
|
|
GONORE · Etken N.Gonore, gram (-) diplokoktur. · N.Gonore özellikle endoserviksi atake eder. · Tedavide enfeksiyonu izole gonore olarak görmek yanlış olur. · Aynı zamanda klamidya trakhomatis ve sifilis de araştırılmalı ve tedavi edilmelidir. · Kültür ile tanıya gidilir (Thayer_Martin vasatı) · Ceftriaxone, Spektinomisin, Ciprofloksasin, Benzatin Penisilin G, Eritromisin kullanılır · Yeni doğanda Ceftriaksone kullanılmalıdır. KLAMİDYA TROCHOMATİS · En sık izole edilen seksüel geçişli patojendir · Kadınlardaki female urethral sendromun (steril piyüri ve disüri) major etkenidir. · Nongonokokkal üretrit, postgonokokkal üretrit, akut üretral send., akut salpenjit, kr.salpenjit, postabortal pelvik enfeksiyon, post sezeryan enfeksiyonu, endemik trahom, neonatal konjunktivit, neonatal pnömoni, abortus, ölü doğum, prematürite, geç postpartum endometrit’ e neden olur. · En sık akut salpenjit etkeni C.trachomatistir. · Klamidyal salpenjite perihepatitin eşlik etmesi durumuna Fitz-Hugh Curtis Send. denir · Tanı hücre kültürüyle konulur (Mc Koy hücre kültürü) · Tetrasiklinlere, eritromisine, sulfonomidlere ve rifampine duyarlıdır. (gebelerde eritromisin!) · Yenidoğanın klamidyal konjunktivite karşı profilaksisinde eritromisin içeren göz damlaları etkilidir. LENFOGRANULOMA VENERUM · Klamidya trachomatis L1,L2 ve L3 serotipleri etkendir. · 3 evre tanımlanır: vulvar ülserasyon, lenfatik dönem (bubonlarla karakterize), anorektal evre (rektal striktür ve fistül formasyonu) · Vezikülopapüler döküntü (erken dönem) · İngüinal lenf adenopat (ağrılı) · Oturma ve yürüme ve ağrılıdır · Sert deri endürasyonu (kırmızı-mavi renkte) · Anorektal lenfödem, defekasyon ağrılıdır, feçes kanla bulaşık olabilir · Rektal striktür, vajinal daralma, disparoni · ‘Oluk (groove) işareti’ LGV için patognomoniktir. (İnguinal ligaman nodların oluşturduğu bölgeden geçerken oluksu bir yapı ortaya çıkarır) · Tedavi doksisiklin, sulfonamid, tetrasiklin eritromisin · Striktürler cerahi olarak tedavi edilmelidir ŞANKROİD (YUMUŞAK ŞANKR) · Ağrılı ülserler, pürtüklü ve çökük tabanlı, kenarları yüksektir (sifilitik şankr ağrısızdır) · Vulvanın karşıt bölgelerinde ‘kissing -öpüşen-ülserler’ · Ülser kenarından alınan materyalin gram boyanmasında kokobasilin ‘tren yolu’ paterni görülebilir. · Hassas, unilateral adenopati sıktır. Lenfadenopatili olguların %50’si süpüre olur. · Hemofilus ducreyi etkendir (Gram (-) bakteri) · Tedavi eritromisin, trimethoprim-sulfametoksasol, amoksilin-clavuliik asid ve ciprofloksasin. GRANÜLOMA İNGÜİNALE (DONOVANOSİS) · Etken Calymmatobacterium granulomatis’dir (Gram(-) intrasellüler parazit). · Papüller lezyonlar ülsere olur ve bunlarda yumuşak, ağrısız, kırmızı granulomlar haline gelir. · Lenf nodları orta derece büyümüştür ve ağrısızdır. Süpürasyon yoktur. · Enfeksiyon kronikleşirse genital skarlaşma ve depigmantasyona neden olur · Tanı lezyondan alınan biopsi ile konulur. · Wright veya Giemsa ile bipolar boyanan bakteriler mononükleer hücreler içinde en iyi şekilde tespit edilir (Donovan Cisimcikleri). · Tedavide ampisilin, tetrasiklin veya eritromisin BAKTERİYEL VAJİNOSİS (NON SPESİFİK VAJİNOZİS, GARDNERELLA VAJ.) · Anormal vajinal semptomların (vajinit) en sık nedeni bakteryal vajinosis’dir. · Kadın genital sistem florası sanıldığından daha komplextir. Predominant fakültatif organizma laktobasillerdir. · Vajinosis terimi ile vajinal sekresyon artışına rağmen objektif incelemede polimorfonükleer lökosit (PMNL) azlığı ifade edilmektedir. Bu da gerçekte bir inflamasyon sürecinin olmadığını göstermektedir. Bakteriyel terimi ise anormal sayıda bakterinin vajende bulunmasını ifade eder. Kısaca, bakteriyel vajinosis vajende anormal sayıda bakteri bulunmasına karşılık enfeksiyonun objektif olarak dökümante edilemediği durumdur. · BV’de laktobasillerin (ki bunlar glikojenden aktik asit üreterek ortamın asiditesini sağlar ve bu durumda enfeksiyondan koruyucudur) kaybı söz konusudur. Laktobasillerin yerini fakültatif mo.lar ve genellikle anaeroblar, bakteriodes türleri (%80 olguda B.meloninogenicus), aynı zamanda gram (+) anaerob koklar, bütirik asit üreten peptostreptokoklar, mobilincus türleri, mycoplasma hominis ve gardnerella vaginalis (%50 olguda) alır. Normalde anaeroblar vajinal florada %1’den daha az olarak bulunur ancak BV’de 100-1000 kat artmıştır. · Klinik tanı için Amsel’in 4 kriteri standarttır: 1.Homojen vajinal akıntı: Gri-beyaz renkte, sulu, vajen duvarına yapışık 2.pH’nın 4.5’un üzerinde olması (normal vajen pH’sı 4.5’un altındadır 3.Pozitif whiff testi: Vajen sekresyonu+%10’luk KOH çözeltisiàKokmuş balık kokusu 4.Serum fizyolojik+vajinal akıntıàClue hücreleri (taze preparattta) (Clue cells: dökülmüş vajen epiteli üzerinde toz tanecikleri gibi birikmiş G vaginalis ve anaeroblardan oluşur.) Bu kriterlerden üçünün olması klinik tanıyı koydurur. · Tedavide, metronidazol, klindamisin (Partner tedavisine gerek yoktur) · Metronidazol tedavisini takiben beyaz, krem gibi ve parlak bir akıntı ortaya çıkarsa bu mobilincus curtisii adlı kamçılı bir patojene bağlıdır ve bu isole enfeksiyona mobilincus vajinit denir. Tedavi klindamisin veya rifampin’dir. TRİCHOMONAS VAJİNALİS VAJİNİTİ · Menstruasyodan hemen sonra ya da gebelik sırasında kötüleşmeye eğilimlidir. · İnatçı lökore (miktarı bol, aşırı köpüklü, yeşilimsi, ve şiddetli olgularda kötü kokulu olur, kr.enfeksiyonlarda akıntının miktarı azalabilir ve rengi griye dönüşebilir) esas semptomdur, vulvar pruritus de görülebilir. · Vajen pH’sı 5.0 in üstündedir. Vajen mukozasında ‘çilek noktaları’ görülebilir. · Tanı taze preparatta kamçılı organizmanın görülmesiyle konur · Hastalıklı kadınlarla ilişkiye giren erkekler organizmayı barındırırlar ancak asemptomatiktirler. Her iki cins sistemik bir ajanla tedavi eilmelidir. Tedavi metranidazol’dür. CANDİDA ALBİCANS VAJİNİTİ · Vajinitin ikinci en sık etkeni kandidiazistir. · Vajinal ve /veya vulvar kaşıntı başlıca belirtidir. Süt kesiği şeklinde beyaz akıntı vardır · Çok yaygın cilt eritemi olan olgularda diabetes mellitus aranmalıdır · Enfeksiyon; gebelikte, uzun süre antibiotik kullanımında, laktasyon sırasında, çocukluk sırasında artar. · Tanı; vajen yan duvarından alınan örnek+%10-20 KOHàmikroskopta miçellerin görülmesi ayrıca kültür için saboroud veya Nickerson vasatı kullanılır · Tedavide (partner de tedavi almalıdır); oral ve/veya topikal ajanlar kullanılır: Clotrimazole, butaconozole nitrat, terconozole, izokonazole nitrat, ketokanazol, flukanazol HERPES (HSV) · HSV Tip 2 daha yaygın genital enfeksiyonlara neden olur. · En yaygın seksüel geçişli hastalıklardan birisi olup gonore ve sifilisle beraber olabilir. · Kabarık, kırmızı, ağrılı ve yanmalı lezyonlar ilk bulgudur (inkübasyon 6 gündür). İleri derece ağrı, hassasiyet, disüri ve idrar sıklığı vardır. İngüinal lenfadenopati, subfebril ateş, baş ağrısı ve halsizlik sistemik bulgulardır. Lezyonlar papülden veziküle döner ve sonuçta rüptüre olarak ağrılı yüzeyel ülserler oluşur (eksternal genital organlarda) · Herpes en sık genital ülserasyon yaratan seksüel geçişli hastalıktır. · Tedavide acyclovir verilir. SİFİLİS · Etken trepanoma pallidum (spiroket). Enfeksiyon hemen hemen tamamen cinsel ilişki ve bunun sonucunda enfekte lezyon ile temas yoluyla geçer. Daha nadir geçiş şekilleri ise transplasental geçiş, laboratuar malzemelerne direkt inokulasyon ve enfekte kan tx.dur. · Olgunun en fazla enfeksiyöz olduğu dönem aktif primer ve sekonder sifilis dönemidir. · İlk temastan 2-6 hafa sonra primer lezyon (şankr) oluşur. Primer evrede konağın sellüler ve humoral immün yanıtı oluşur ve bunun sonucunda şankr skar bırakmadan spontan olarak iyileşir. Primer lezyonun iyileşmesine rağmen treponamalar vücutta dalak, karaciğer, lenf nodları ve bir çok organda bulunabilir. Dissemine olan mo.ların proliferasyonu ve buna bağlı immun yanıt sonucunda enfeksiyondan sekonder sifilisin jeneralize döküntüsü ortaya çıkar. Bulgular bir kez daha iyileşir ancak kişi enfekte kalır. Bu latent evre olgunun yaşamı boyunca sürebileceği gibi tersiyer döneme ilerleyebilir. · Primer sifilis: Ağrısız papül (şankr); endüre, sınırlı belirgin yüksek kenarlı ülser’e dönüşür. Bayanlarda primer şankr genellikle vulva’dadır ancak vajen serviks ve anal kanal yerleşimli de olabilir (erkeklerde penis veya anal kanalda). Primer sifilis tanısı lezyon eksüdasından T.pallidumun karanlık alan mikroskopisi ile gösterilmesi sonucu konabilir. Serolojik sifilis testleri özellikle erken primer evrede negatif tir · Sekonder sifilis: Generalize LAP, ateş, deri ve müköz membran lezyonları (deri lezyonları bilateral olarak simetriktir); maküler, papüler, papüloskuamöz veya püstüller olabilir ve karakteristik olarak ağrısız ve kaşıntısızdırlar. Papüler condyloma lata hastaların %15’inde oluşur ve en sık anogenital bölge yerleşimlidir. Çok fazla enfeksiyözdür! Serolojik testler pozitiftir. · Latent sifilis: 1-2 yıl sürer. Serolojik kanıtların olduğu ancak klinik bulguların olmadığı dönemdir! Nontreponemal testler negatifleşirken treponemal serolojik testler reaktif olarak kalır. Süresi bilinmeyen veya 1 yıldan fazla süreli sifilis olgulaında asemptomatik nörosifilisi ekarte etmek için beyin omurilik sıvısı incelenmelidir. · Tersiyer sifilis: 3 tipe ayrılır: 1.Kardiovasküler: Aortit (endarteritis obliterans), anevrizma (abdominal aort) 2.Gommatöz: Deri, kemik, kıkırdak, karaciğer 3.Nörosifiliz: 3.kranial sinir tutlumuna bağlı Argyll Robertson pupili, tabes dorsalis, charcot eklemi (ağrılı uyarana yanıtın kaybı sonucu oluşan trofik eklem dejenerasyonu) · Nontreponemal testler: VDRL, RPR (Rapid Plasma Reagin, en ideal tarama testidir). Bu testler aynı zamanda hastalığın takibinde kullanılır. · Treponemal testler: Floresan Treponemal Antibody-ABSorbtion (FTA-ABS), Hemaglütinasyon testleri= MHA-TP ve TRHA, Treponema Pallidum Immobilizasyon testi · Konjenital sifilis: Hepatosplenomegali, sarılık, anemi, Hutchinson dişleri, osteokondrit, periostit, kılıç kını tibia · Gebelerde sifilis: İlk 16.haftada tedavi edilirse fetusun konjenital sifilis olması önlenir. Tedavi gebe olmayan kadınlardaki gibidir. · Temas tedavisi: 4.8 milyon ünite prokain pensilin (İ.M)+1 gr probenesid (P.O) · Tedavi: Benzatin penisilin G, tetrasiklin, eritromisin. Yetersiz tedavi gören veya tedavi almayan gebelerde bebeğe (BOS normal ve asemptomatik ise) 50.000 Ü/kg benzatin penisilin G intamüsküler uygulanmalıdır. Jarisch-Herxheimer Reaksiyonu: Antisifilitik tedaviden sonra ortaya çıkan ateş, titreme,miyalji. Tedavinin sonlandırılmasını gerektirmez! |