ana sayfa      e-posta

Aile Hekimi - Pediatri Konuları

ASTIMDA TANI VE TEDAVİ

Astım; spesifik tedavi ile veya kendiliğinden düzelen havayolu tıkanıklığı ile birlikte olan kronik bir enflamatuar hastalıktır.

Astım patogenezi

Çevresel ve genetik faktörler arasındaki etkileşim havayolunu sınırlayan enflamasyonla sonuçlanır ve havayollarında bronkospazm, mukoza ödemi ve mukus tıkaçları şeklinde yapısal ve fonksiyonel değişiklikler ortaya çıkar.
Havayolu enflamasyonu havayolu mukozası ve lumeninde aktive eozinofiller, mast hücreleri, makrofajlar ve T hücrelerinin sayıca artması ile görülür.
Çocuklarda ve genç erişkinlerin bir çoğunda astım, IgE bağımlı mekanizmalarla gelişen atopi ile birlikte görülür.
Bronş mukozasında Th-2 lenfositler enflamasyonu yöneten orkestra şefleridir!
Mast hücresi ve Eozinofiller ise effektör hücrelerdir.

Mast hücresi

  • Astımlı kişilerde mast hücre sayısında ve aktivitesinde artış vardır.
  • Salgılanan mediatörler düz kas kasılması, ödem, artmış mukus sekresyonu ile havayolu tıkanıklığına ve akut astım bulgularının ortaya çıkmasına neden olur.

EOZİNOFİLLER

  • Aktive olmuş eozinofil ECP, Lökotrienler vb salgılar.
  • Astımda havayolu enflamasyonunun monitorizasyonu amacı ile bazı mediatörlerin serum düzeylerini inceleyen çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bunlardan en sık çalışılan eozinofilik enflamasyonun bir göstergesi olan ECP’dir.

Epidemiyoloji

  • Türkiye’de 27 ilde, 0-17 yaş grubundaki 46.813 çocuk üzerinde anket yöntemi ile yapılan bir çalışmada Dr. Tanılı astım oranı %0.7.
  • Ömür boyu astım prevalansı %14.7, son 12 ay içinde ise %2.8
  • Kırsal ve kentsel fark yok.
  • Kıyı illerinde sıklık artarken (özellikle Kuzey Anadolu’da yaşamak riskli), Orta Anadolu’da hastalık daha az görülüyor.

Turktas et al. Turk J Pediatr 2001.

  • Astım kız ve erkeklerde aynı oranda.
  • En önemli risk etkeni ailede atopinin varlığı.

Ece et al. Turk J Pediatr 2001.

  • İstanbul’da 2.232 çocuk incelenmiş ve astım prevalansı %9.8, wheezing prevalansı %15.1 bulunmuştur.

Öneş et al. Allergy 1997.

  • Ankara’da 3154 ilkokul öğrencisi incelenerek yapılan bir çalışmada wheezing prevalansı %14.4, hekim tarafından tanı konmuş astım oranı %8.1 bulunmuştur.

Saraçlar et al. Respir Med 1998.

Uluslararası:

  • Dünyada 130 milyon astımlı insan var.
  • Gelişmiş ülkelerde (ABD, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda gibi) sıklık 8-10 kat daha fazla.
  • Gelişmiş ülkelerde sıklık şehirdeki düşük gelir gruplarında diğer gruplara göre daha yüksek.

Risk faktörleri

Genetik yatkınlık:

  • Astımlı bireylerin çocuklarında benzer fenotipten astım görülme sıklığı sağlıklı bireylerin çocuklarına göre daha sık bulunmuştur.
  • Tek yumurta ikizlerinde astım, ekzema, saman nezlesi oranları benzer .
  • İkiz çalışmalarına göre genetik etki %35-70.

Atopi

  • Bireyin çevresel allerjenlerle teması halinde yüksek miktarlarda IgE antikoru yapmasıdır.
  • Total ya da spesifik IgE ve deri testi ile gösterilebilir.
  • Astım gelişiminde konağa ilişkin en önemli risk faktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir

Havayolu aşırı duyarlılığı

  • Havayollarının bir uyarana karşı çok kolay ve çok fazla daralmasıdır.
  • Genellikle yüksek serum IgE’si ile birlikte kalıtılır.

Allerjenler

  • Ev tozu akarları dünyada en yaygın görülen allerjendir.
  • Ev tozuna erken erken maruziyet duyarlanma için bir risk faktörü oluştururken astım için oluşturmamaktadır.
  • Kedi allerjeni güçlü bir havayolu duyarlayıcısıdır.
  • Erken kedi allerjenine maruz kalmak astım riskini artırmayıp azaltsa da kedi allerjeni birçok birey için astım nöbeti uyarabilir.

Cinsiyet

  • Prepubertal: E > 3 K
  • Adolesan: E = K
  • Erişkin başlangıçlı astım: K >E

Yaş

  • Astım sıklıkla 5 yaşından önce gelişir (Bunların da yarısı < 3 yaş).
  • Geçici wheezing: SÇ’larının %20’sinde sadece ÜSYE ile ortaya çıkan wheezing görülür. Bunların da % 60’ı çocuk 6 yaşına ulaştığında kaybolur.
  • Allerji testleri solunum fonksiyon testi dışında normaldir.
  • Wheezingi erken başlayan ve allerjik testleri bozuk olan çocuklar 6-11 yaşında da wheezinge sahip olmaları daha olasıdır.
  • 6 yaşından sonra wheezingi başlayan çocuklar sıklıkla allerjiye sahiptir ve 11 yaşına geldiklerinde wheezingin devam etmesi daha muhtemeldir.

Astım atağı için tetikleyici etkenler

  • İç ve dış ortam allerjenleri
  • Solunum enfeksiyonları
  • Egzersiz ve hiperventilasyon
  • Hava değişiklikleri
  • Kükürt dioksit
  • Yiyecekler, katkı maddeleri, ilaçlar
  • Aşırı duyu değişikliği
  • Aktif ve pasif sigara dumanı
  • Boyalar, parfümler, evde kullanılan kimyasallar

Tanı

  • Öykü
  • Fizik muayene
  • Laboratuar
  • Erken yaşta astım tanısı koymak için bazı kriterler önerilmiştir:

Majör kriterler

  • 1. Broşiyolit yada şiddetli whhezing nedeniyle hastaneye yatma öyküsü
  • 2. Son altı ayda en az üç kez wheezingin eşlik ettiği alt solunum yolu enfeksiyonu
  • 3. Ailede astım öyküsü
  • 4. Atopik dermatit

Minör kriterler

  • 1. Soğuk algınlığı olmaksızın burun akıntısı
  • 2. Soğuk algınlığı olmaksızın wheezing
  • 3. Eozinofili (%5)
  • 4. Erkek cinsiyet

Tanı: İlk 2 majör kriter + bir majör kriter

ya da

İlk 2 majör kriterden biri + 1 minör kriter

Öykü

Astımda kardinal belirtiler:

  • Wheezing
  • Öksürük
  • Nefes darlığı
  • Göğüste sıkışma hissi

Öykü-Tetikleyen faktörler

  • Semptomların
  • Allerjenler
  • İrritan maddeler
  • Egzersiz
  • Viral enfeksiyonlar ile tetiklenmesi

Tetikleyen faktörler nelerdir

  • ÜSYE, sigara dumanı, kimyasal kokular veya toz atak başlatıyor mu ?
  • Şikayetlerin yemekle ilişkisi var mı ? (GER)
  • Ailenin gözlemlediği başka bir uyaran var mı ?
  • Çocuğun yaşadığı çevrenin özellikleri
  • Evde halı veya halıfleks var mı ?
  • Soba ile mi yoksa kaloriferle mi ısınıldığı ?
  • Evde hayvan varlığı ?
  • Evde rutubet varlığı ?
  • Evde sigara içiliyor mu ?
  • Bugüne kadar ne sıklıkla acile başvurdu ?
  • Hangi tedaviler uygulandı ?
  • Nebülize bronkodilatör tedavi varlığı ve bulguların gerilemesi astım lehinedir.
  • Profilaksi amacıyla ilaç başlandı mı ? Hasta bu tedaviden fayda gördü mü ?
  • İnhale steroidlerle hastalık şiddetinin azalması astım lehinedir.
  • Atakların sıklığı ilaç tedavisinin düzenlenmesinde büyük önem taşır.
  • Kaç ay arayla atak yaşanıyor ?
  • Ataklar arasında özellikle egzersiz sonrası öksürük, hırıltı ve/veya gece öksürüğü oluyor mu ? Var ise bunların sıklığı ?
  • Hastalığın mevsimlerle ilişkisi var mı ?
  • Astımlılarda ÜSYE’nın daha sık görüldüğü bahar aylarında ve kış mevsiminde hastalığın şiddetlenmesi daha olasıdır.
  • Birden fazla allerjik hastalık bir arada görülebilir.
  • Astımlı çocuklarda %80’e varan oranda allerjik rinit görülür.
  • Allerjik rinit sorgulanmalı: burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, burun akıntısı ve hapşırık var mı ? Var ise ne sıklıkta var ?
  • Allerjik rinitte bu bulgular genellikle haftanın çoğu günü 1 saatten fazla olacak şekilde vardır ve soğuk algınlığından bağımsız olarak ortaya çıkar.
  • Hastanın özgeçmişi sorgulanırken:
  • Kaç kez otit, sinüzit ve pnömoni geçirdiği, kulağa tüp takılıp takılmadığı, tonsillektomi-adenoidektomi geçirip geçirmediği sorulmalıdır
  • Hastanın soygeçmişi sorgulanırken:
  • Ailede allerjik hastalık var mı ? Astım ebeveynlerden birinde varsa çocukta %25, ikisinde birden varsa %50 oranında görülmektedir.
  • Kronik öksürük ile gelen her hastaya çevresinde erişkin tbc vakası sorgulanmalı

Fizik muayene

  • Astımlı bir hastada atak dışında akciğerde hiçbir bulgu olmayabilir.
  • Ağır astımlılarda veya astım nöbetinde göğüs ön arka çapı artmış olabilir.
  • Atak sırasında siyanoz, takipne, taşikardi, interkostal, supra ve substernal çekilmeler ve ekspiryum uzaması vardır.
  • Astımın en tipik dinleme bulgusu wizing’dir. Ancak her hastada wizing duyulmayabilir.
  • Eğer hava akımı olamayacak kadar ağır bir obstrüksiyon varsa wizing duyulmaz. Bunun pratik önemi şudur; belirgin wizing’i olan bir hastada wizing duyulmuyorsa ve hasta kötüleşiyorsa bu durum hastanın ağırlaştığını ve solunum yetmezliğine gidişini gösterir.
  • Astımlı hastanın akciğerinde pozisyonla ve öksürükle değişen kaba raller ve ronküsler duyulabilir.
  • Ayrıca astım tanısı için ipucu olabilecek bir atopik dermatit (ekzema) ya da allerjik rinit muayenede araştırılmalıdır.
  • Çomak parmak: Astım’da olmaz. Kistik fibrozis ya da bronşektazi olabilir.

Laboratuvar

İn vitro testler

  • Total eozinofil sayımı
  • Total serum IgE
  • Serum spesifik IgE

İn vivo testler

  • Deri testi

Total eozinofil sayımı

  • Periferik yaymada %5-20 arası eozinofili olarak değerlendirilmektedir.
  • Tanıda mm3 deki sayım daha değerli ve 250 hücre/mm3’ün üstündeki değerler patolojik olarak artmış kabul edilmektedir.

Total IgE

  • Tanıdaki prediktif değeri zayıftır. Çünkü total IgE allerjik hastalıklar dışında pekçok hastalıkta yükselebilir.
  • Paraziter hastalıklar,
  • Enfeksiyonlar,
  • Neoplastik,
  • İmmun yetmezlikler,
  • Deri hastalıkları,
  • Kollajen hastalıklar.

Allerjen spesifik IgE

  • En sık RAST yöntemi ile bakılmaktadır.
  • Tanı değeri Total Ig^’ye göre daha yüksektir.

Avantajları

  • Deri testi ile korelasyonunun iyi olması,
  • İlaçlardan etkilenmemesi,
  • Yaygın dermatitlerde kullanılabilirliği
  • Anaflaksi riskinin olmaması

Dezavantajları

  • Deri testinden daha az duyarlı olması
  • Allerjenlerin sınırlı seçimi
  • Laboratuarlar arasında değişkenlik
  • Pahalı olması

Deri testleri

  • Allerji pratiğinde ilk akla gelen testlerdir.
  • Süt çocuğu ve yaşlılardaki cevabı zayıftır.
  • Anaflaksiden sonraki 6 haftada deri reaktivitesi azdır.

Solunum fonksiyon testleri

  • Astımda solunum yolarındaki obstrüksiyon sonucunda hava akım hızlarında , havayolu iletkenliğinde, akciğer hacimlerinde ve gaz alışverişinde ortaya çıkan değişiklikler solunum fonksiyon testleri (SFT) ile ölçülebilmektedir.
  • Solunum fonksiyon testleri astım tanısı koymada en değerli testtir. Özellikle FEV1’de düşme ve bronkodilatatör tedaviyle FEV1’de %15 civarında artış olmasıastım tanısı koymada son derece önemlidir.
  • Astımlı hastalar SFT ile takip edilmelidirler.
  • SFT altı yaşın üstündeki hastalara yapılır.
  • Astımdaki obstrüksiyonun en önemli özelliklerinden biri reverzibilite göstermesidir.
  • Reverzibilite testi: 200 mikrogram salbutamol inhalasyonundan sonra ölçülen FEV1 veya FVC değerlerinde başlangıçta elde edilenlere göre %15 veya üzerinde bir artış saptanması solunum yollarında reverzibil bir obstrüksiyon olduğunu gösterir.

PEF metre

  • Düzenli olarak yapılan PEF metre ölçümleri ile bronşlardaki enflamasyonun derecesini yansıtan “bronş labilitesi” saptanabilir.
  • PEF ölçümleri sabah ve akşam üçer kez yapılabilir ve en yüksek değerler kaydedilir
  • Sağlıklı kişilerde sabah ve akşam ölçülen PEF değerleri arasındaki fark %20’den azken, astımlılarda %20’den fazladır.
  • Değişimin %20’den fazla olmaı solunum yollarında inflamasyon olduğunu göstermektedir.

 

Görüntüleme

  • Akciğer grafisi: Aşırı havalanma.

Ayırıcı Tanıya Yönelik Ek Testler

  • Semptomları kötüleştiren faktörlerin belirlenmesi: GER, sinüzit.
  • Ter testi
  • İmmünglobulinler
  • Nazal silia biyopsisi

Astım Sınıflandırması

Semptomların sıklığı ve şiddeti, nokturnal semptomlar, akut epizodların özellikleri ve akciğer fonksiyonu göz önüne alınarak yapılan sınıflandırma:

1) Hafif aralıklı

2) Hafif persistan

3) Orta persistan

4) Ciddi persistan

Hafif aralıklı

  • ·Semptomlar 2 / hafta.
  • ·Egzesarbasyonlar kısadır ve birkaç saat ile birkaç gün sürer.
  • ·Gece semptomları 2 / ay.
  • ·Egzesarbasyonlar arasında semptomsuz ve  akciğer fonksiyon testleri normal.
  • ·FEV1 veya PEF≥%80
  • ·PEF’deki değişkenlik %20.

Hafif persistan

  • ·Semptomlar > 2 / hafta, < 1 / gün.
  • ·Egzesarbasyonlar aktiviteyi etkiler.
  • ·Gece astım semptomları 2 kez / ay.
  • ·Solunum fonksiyon testleri: FEV1 %80 beklenen 
  • ·PEF’deki değişkenlik %20–30’dur.

Orta persistan

  • ·Günlük semptomlar.
  • ·Egzesarbasyonlar akiviteyi etkileyebilir.
  • ·Egzesarbasyonlar 2 / haftada ve günlerce sürebilir,
  • ·Gece semptomları > 1 / hafta,
  • ·FEV1 ve PEF değerleri %60-80 arasındadır.
  • ·PEF değişkenliği > %30.

Ciddi persistan

  • Sürekli semptomlar
  • Sık egzesarbasyonlar
  • Sık gece semptomları
  • Fiziksel aktivite semptomlardan dolayı kısıtlı
  • FEV1 ve PEF < %60
  • PEF değişkenliği > %30

Astım Tanısı

  • Zaman zaman olan havayolu obstrüksiyonu bulguları.
  • Havayolu obstrüksiyonunun en azından parsiyel düzelmesi.
  • Diğer tanıların ekarte edilmesi

Tedavi

  • Genel amaçlar:
  • Kronik semptomları önlemek,
  • Normal ya da normale yakın solunum fonksiyonları,
  • Normal fiziksel aktiviteyi sürdürmek,
  • Atakları önlemek,
  • Acile başvuru ve hastaneye yatış sayısını azaltmak,
  • Uygun farmakoterapi (minimal yan etki),
  • Ailenin beklentilerini karşılamak.

Astım tedavisinde 4 ana unsur

  • Hastanın bilgilendirilmesi ve kendi kendine tedavi ve bakımı uygulayabilir hale getirilmesi
  • Akciğer fonksiyonlarının ve hastalığın şiddetinin, evde PEF izlemesi ile objektif olarak değerlendirilmesi
  • Astımı tetikleyen etkenlerden kaçınmak için çevenin kontrol altına alınması
  • Farmakolojik tedavi

Tedaviye cevapsızlık nedenleri

  • Allerjenler ve önlenebilir etkenler
  • Tüylü hayvanlar
  • Ev tozu önlemleri
  • Sigara dumanı

  • Uygunsuz cihazlar
  • Uygunsuz dozlar
  • Tedaviye uyumsuzluk
  • Allerjik rinit, sinüzit ve kronik üst solunum yolu infeksiyonları astmatik semptomlar tamamen kontrol edilmeden önce tedavi edilmelidir.
  • Nokturnal astma:
  • Akciğer fonksiyonundaki sirkadyen varyasyon, dolaşımda ve havayollarında enflamatuar mediatör salınımı gösterilmiştir. Diğer faktörler; allerjene maruz kalma ve havayolunun postürle ilişkili irritasyonu (örn. GER, sinüzit) rol oynayabilir. Bazı hastalarda solunum sisteminin MSS kontrolündeki anormallikler mevcut olabilir, özellikle obstructive sleep apnede.

Mortalite/Morbidite

  • Astımla ilgili morbidite ve mortalite son iki dekatta artış göstermiştir.
  • Bu artış şehirleşme oranındaki artışa bağlanmıştır.
  • Astım konusundaki bilgilerimizin artmasına ve yeni terapötik yaklaşımların geliştirilmesine rağmen, astıma bağlı morbidite ve mortalite oranları 1980-1995 yılları arasında artmıştır.
  • ABD’de astıma bağlı mortalite oranı bütün yaş, ırk ve cisiyet gruplarında artmıştır.
  • ABD’de astıma bağlı mortalite oranı > 17 / 1.000.000. (5000 ölüm / yıl).
  • 1975-1993 tarihleri arasında 5-14 yaş grubunda ölüm sayısı iki kat artmıştır.