|
SOLUNUM YETMEZLİĞİNİN TANINMASI
Solunum Sıkıntısı:
|
Solunum işinin artmasıdır.
Karakteristik bulguları takipne veya hiperpne, burun kanadı solunumu,
yardımcı solunum kaslarının kullanılması ve inspiratuvar
çekilmelerdir. Taşikardi de tipik bulgular arasında sayılır. |
Amaç solunum
sıkıntısını erken tanımlayıp gerekli destek tedavisini yapmaktır. Solunum
sıkıntısı olanlarda gaz değişimi yeterli olabilir, bunun nedeni
kompansatuvar mekanizmaların (hiperpne veya takipne) devreye girmesidir.
Eğer çocuk yorulursa, solunum fonksiyonu ve solunum çabası giderek azalır
ve solunum yetmezliği bulguları gelişir.
Solunum yetmezliği:
Yetersiz ventilasyon
veya oksijenizasyon veya her ikisinin olması birden olmasıdır. Solunum
yetmezliğini kesin kriterlerle belirlemek zordur, çünkü solunum
fonksiyonları birey ve yaşa göre farklılık gösterir. Örneğin siyanotik
doğumsal kalp hastalığı olan bir çocukta % 75’lik oksijen saturasyonu
normal olarak kabul edilir ve solunum yetmezliği olarak tanımlanmaz iken
sağlıklı bir çocukta saturasyonun bu kadar düşük olması anormal bir
bulgudur. İntrinsik akciğer hastalığı veya havayolu hastalıkları, havayolu
obstrüksüyonu veya yetersiz solunum çabası (örn. apne, yavaş soluma) gibi
nedenler solunum yetmezliğine neden olabilir. Solunum çabası yetersiz
olduğu zaman, solunum sıkıntısı gelişmeden solunum yetmezliği gelişir.
Solunum sıkıntısı genelde solunum yetmezliğinin öncü bir bulgusu olarak
karşımıza çıktığı halde, solunum yetmezliği her zaman solunum sıkıntısıyla
birlikte olmayabilir. Bazen yetersiz ve azalmış solunum işlevi de solunum
yetmezliği ile sonuçlanabilir.
Hipoksemi:
Kan gazlarında
parsiyel arteriyel oksijen basıncı (PaO2)’nin 50 mmHg’nın
altında olmasıdır. Bütün solunum yetmezliği tiplerinde hipoksemi genel
kuraldır. Düşük oksijen konsantrasyonlu gaz solumak, ciddi hipoventilasyon,
akciğerlerde gaz değişiminin engellenmesi (pulmoner ödem, akciğer
fibrozisi vs.), eksrapulmoner şantlar (doğumsal kalp hastalıkları),
ventilasyon/perfüzyon bozuklukları hipoksinin önemli sebepleri
arasındadır.
Hiperkapni:
Kan gazlarında
parsiyel arteriyel karbondioksit basıncı (PaCO2)’nın 50
mmHg’nın üzerinde olmasıdır. Hiperkapni genel olarak alveolar
ventilasyonun iyi olmadığını gösterir. Alveoler hipoventilasyon, artmış
karbondioksit üretimi (ateş, egzersiz, infeksiyon gibi metabolizma hızının
arttığı durumlar), karbondioksit içeren gaz solumak veya ventilasyon/perfüzyon
bozukluğu olan durumlarda (pulmoner emboli, intrapulmoner şantlar) meydana
gelir.
Solunum
Yetmezliğinin Sınıflaması:
Solunum yetmezlikleri hipoksiye eşlik eden PaCO2 düzeyine göre
ikiye ayrılır.
1. Tip 1
Solunum Yetmezliği (Hipoksik):
PaO2 düşük,
PaCO2 düşük veya normaldir. Bu tipinde temel patoloji
Ventilasyon/Perfüzyon bozukluğudur. En sık sebepler: akciğer ödemi,
pnomoni ve astımdır.
2. Tip 2
Solunum Yetmezliği (Hiperkapneik):
PaO2 düşük, PaCO2 yüksektir. Bu tipinde temel
patoloji alveolar hipoventilasyondur. En sık sebepler: sedatiflerin
kullanımı, solunum kaslarının zayıflığı, nöromotor sistem hastalıklarıdır.
Her ne kadar kesin
kriterler olmasa da, arteriyel kan gazında hipoksemi (düşük PaO2),
hiperkapni (yüksek PaCO2) ve asidoz varsa solunum yetmezliği
olarak tanımlanır. Ancak bu yaklaşım birkaç nedenden dolayı problem
yaratabilir. Örneğin her zaman arteriyel kan gazı bakılamayabilir; tek bir
kan gazının değeri sınırlıdır ve hastanın hastalığı da göz önünde
bulundurulmalıdır. Örneğin kronik akciğer hastalığı olan bir süt çocuğunda
kan gazı değerleri daha farklı olacaktır; böyle bir bebekte hipoksemi ve
hiperkarbi olabilir. Kronik hiperkarbi kompanse edilerek pH normale
getirilebilir.
Solunum Fonksiyonunu Etkileyen Faktörler
Normal spontan ventilasyonda solunum işi azdır ve bu nedenle sessiz
solunum görülür. Normal solunum hızı yaş ile ters orantılıdır. Yenidoğanda
hızlı iken, süt çocuğu ve daha büyük çocuklarda yaşla beraber azalır.
Yenidoğanda tipik olarak 40-60/dk iken 1 yaşında 24/dk’dır. 18 yaşındaki
bir çocukta ise 12/dk’dır. Daha yüksek solunum hızı olan bir çocuk ya
metabolik asidozu kompanse etmek için, ya kan CO2’i artmış
olduğu için ya da anksiyete, heyecan, egzersiz, ağrı veya ateş gibi
problemleri olduğu için sık solumaktadır.
Normal tidal volüm ortalama 4-6 ml/kg’dır. Yeterli tidal volümün sağlanıp
sağlanmadığını göğüs duvarı, akciğer dinleme bulguları, özellikle de
distal akciğer alanları olmak üzere hava girişinin iyi olup olmadığını
değerlendirerek anlayabiliriz.
Dakika ventilasyon: tidal volüm (bir nefeste akciğerlere alınan hava
miktarı) x solunum hızı’dır.
Hipoventilasyon
(düşük tidal volüm) tidal volümun az veya dakikadaki solunum sayısının az
olması sonucu gelişir. Tidal volüm azaldığında yeterli dakika
ventilasyonun sağlanması için solunum sayısı arttırılarak kompanse
edilmeye çalışılır.
Anormal solunum sayısı, ya çok hızlı (taşipne), ya çok yavaş (bradipne)
veya yok (apne) olarak ayrılır. Solunum çabası solunum işinin artması ile
değerlendirilebilir. Solunum işi arttırılırken solunum çabası artmış veya
normal olabilir. Eğer solunum çabası normal ve solunum işi artmışsa bu
‘’sessiz takipne’’ olarak adlandırılır, sıklıkla metabolik asidozun
kompanse edilmesi sırasında görülür.
Solunum Yetmezliğinin Nedenleri:
Akut
solunum yetmezliği, CO2 eliminasyonunu (ventilasyon) veya
oksijen değişimini bozan havayolu, pulmoner veya kas hastalıklarında
gelişebilir. Hipoksemi, hiperkapni ve respiratuvar asidoz olması solunum
yetmezliğinin ağır olduğunu gösterir.
Çocukların, erişkinlere göre oksijen gereksinimleri daha fazladır.
Erişkinlerde oksijen tüketimi 3-4 ml/kg/dk iken, süt çocuğunda 6-8 ml/kg/dk’dır.
Bu nedenle apne veya yetersiz alveolar ventilasyon varlığında, çocuk yaş
grubunda hipoksemi ve doku hipoksisi çok daha çabuk gelişir.
Solunum sıkıntısı veya solunum yetmezliğine neden olan tüm hastalıklarda
birkaç mekanizma sorumludur:
·
Direk
olarak oksijen değişimini veya CO2 eliminasyonu veya her
ikisini birden etkileyen hastalıklar (pnömoni veya ARDS)
·
Pulmoner
kanın akciğerden şantına neden olan hipoksemi ve daha hafif olarak da
hiperkarbiye neden olan ventilasyon ve perfüzyon uyumsuzlukları (astım,
bronşiolit veya asp.pnömonisi)
·
Akciğer
kompliyansını azaltan veya havayolu direncini artıran ya da her ikisini de
etkileyen hastalıklar (örn. pnömoni, ARDS, astım)
Ventilasyon işlevi
(CO2 eliminasyonu), havayolu direncinin artması, akciğer
kompliyansının azalması ve akciğer parankiminde zedelenme sonucu
bozulabilir. Ventilasyon ayrıca ventilasyonun santral kontrolünün
bozulması sonucu da bozulabilir. Buna neden olan tipik santral sinir
sistemi patolojileri; santral sinir sistemi travmaları, beyin perfüzyonun
bozulduğu durumlar veya ilaç intoksikasyonudur. Bunlara ek olarak ciddi
hipoksemi, hipotermi, ilaçlar, metabolik bozukluklar (hipoglisemi) veya
konvülziyonlar da ventilasyonu bozabilir. Çocuklarda ve bebeklerde
servikal spinal zedelenme çok nadir olmasına rağmen, yüksek spinal
zedelenme (C4 ve üzeri) diyafragma innervasyonunu
etkileyeceğinden apneye neden olabilir. İlaç intoksikasyonu ve kafa
travmalarında, apne sık görülmesi nedeniyle solunum hızı yakın takip
edilmelidir.
Tablo-1. Çocuk
hastada solunum sıkıntısı nedenleri*
Solunum Sistemi
Üst Hava Yolu Obstrüksiyonu
·
Nazofarinks(kraniyofasiyal
anomaliler, koanal atrezi, adenotonsiller hipertrofi, nazal konjesyon,
yabanca cisim travma, kitle
·
Orofarinks (makroglossi,
mikrognati, orta hat hipoplazisi, tonsillit, peritonsiller abse,
ludwig anjina, travma)
·
Larinks (laringomalazi,
hemanjiom, papillom, web, kist, laringosel, laringotrakeal yarık,
subglottik stenoz, krup, epiglotit, retrofaringeal abse, trakeit,
anafilaksi, anjionörotik ödem, termal veya kimyasal yanık, yabancı
cisim, vokal kord paralizisi, travma, epiglotit, retrofaringeal abse,
trakeit, anafilaksi, anjionörotik ödem, termal veya kimyasal yanık,
yabancı cisim, vokal kord paralizisi, travma)
·
Trakea (trakeomalazi,
stenoz, trakeoösefajial fistül, yabancı cisim)
·
Bronş (bronkomalazi,
stenoz, bronkojenik kist, bronşit, yabancı cisim)
Alt Hava Yolu
Obstrüksiyonu/İnterstisyel Hastalık
·
Bronşioller(astma,
bronşiolit, allmerji, anjionörotik ödem, bronşektazi)
·
Akciğer maturasyon
bozuklukları (yenidoğan geçici takipnesi, respiratuvar distres
sendromu, bronkopulmoner displazi, persistan fetal dolaşım, Wilson-Mikity
Sendromu)
·
Konjenital
malformasyon (konjenital amfizem, kistik adenoid malformasyon,
sekestrasyon, pulmoner agenezi / aplazi / hipoplazi, pulmoner kist)
·
Aspirasyon (mekonyum,
yabancı cisim, gastroösafajial reflü, kusma)
·
İnfeksiyon (pnömoni;
bakteri, atipik bakteri, viral klamidya, pertüsis, fungal, pnömocystis)
·
Pulmoner kollaps,
sıvı, kitle (atelektazi, ödem, hemoraji, emboli, kitle)
·
Çevresel/travma (pulmoner
ödem, termal ve kimyasal yanık, sigara, karbonmonoksid, hidrokarbon,
ilacın indüklediği pulmoner fibrozis, bronkopulmoner travmatik
kesilme, pulmoner kontüzyon) |
|
Santral Sinir Sistemi
·
Yapısal anormallik (agenezi,
hidrosefali, kitle, vasküler malformasyon)
·
Disfonksiyon/immaturite
(apne, hiperventilasyon/hipoventilasyon)
·
İnfeksiyon (menenjit,
ensefalit, abse)
·
Herediter dejeneratif
hastalık
·
İntoksikasyon (alkol,
benzodiazepin, barbiturat, opiat)
·
Travma (doğum
asfiksisi, hemoraji)
·
Spinal kord (konjenital
anomali, tetanoz, travma)
·
Ön boynuz (poliomyelit,
transvers myelit, spinal musküler atrofi |
|
Periferal Sinir Sistemi
·
Periferal motor
sinir(periferik sinir zedelenmesi, Guillain Barre, multiple skleroz,
kene paralizisi, ağır metal, organofosfat, porfiria)
·
Nöromusküler bileşke(myastenia
gravis, botulizm, yılan ısırması, organofosfat, antibiyotik)
·
Kas(muskuler/myotonik
distrofiler, konjenital metabolizma bozuklukları,karnitin eksikliği,poli/dermatomyozit,yorgunluk)
|
|
Kardiovasküler
·
Konjenital (yapısal
defekt, aritmi)
·
Edinsel(myokardit,myokardiyal
iskemi veya infarkt, perikardiyal tamponad/effüzyon, aort diseksiyonu,
koroner arter dilatasyonu/anevrizması, konjestif kalp
yetmezliği,kitle) |
|
Gastrointestinal
·
Distansiyon/ağrı(nekrotizan
enterokolit,kitle, obstrüksiyon, perforasyon, laserasyon, hematom,
kontüzyon, apandisit,infeksiyon, inflamasyon, asit) |
|
Metabolik/Endokrin
·
Asidoz(egzersiz,ateş,hipotermi,dehidratasyon,sepsis,şok,karaciğer/böbrek
hastalıkları,diabetik ketoasidoz,salisilat)
·
Hiperamonyemi(karaciğer
yetmezliği, doğuştan metabolizma bozuklukları)
·
Serum kimya bozukluğu
(hipokalemi/hiperkalemi, hipokalsemi/hiperkalsemi, hipermagnezemi/
hipomagnezemi, hipofosfatemi |
|
Hematolojik
·
Anemi, anormal
hemoglobin(eritrosit sayı bozukluğu, azalmış üretkim, kayıp,
hemoglobinopati, karboksihemoglobin, methemoglobin)
·
Polisitebi |
·
Feisher GR. Synopsis of Pediatric Emergency Medicine
Tablo-2. Çocuk
hastalarda solunum sıkıntısının en sık nedenleri
|
Yenidoğan |
İnfant/Çocuk |
Nazal obstrüksiyon
Konjenital havayolu bozuklukları
Yenidoğanın geçici takipnesi
Respiratuvar distres sendromu
Mekonyum aspirasyonu
Pnömoni
Sepsis
Konjenital kalp hastalığı |
Peritonsiller abse
Krup
Trakeit
Yabancı cisim
Bronşiolit
Astma
Alerji
Pnömoni
Ateş
Sepsis
Gastroenterit/Dehidratasyon |
Solunum
Performansının Değerlendirilmesi:
Süt
çocukluğu ve çocuk yaş grubunda aşağıdaki bulgu ve semptomlardan biri veya
daha fazlasının olması solunum durması riskinin yüksek olduğunu
düşündürür:
·
Solunum
hızının, solunum çabasının artması veya solunum seslerinde azalma
·
Bilinç
düzeyinde azalma, ağrıya yanıtının veya anne-babadan ayrılmaya karşı
verdiği tepkinin azalması
·
Kas
tonusunun azalması
·
Siyanoz
Solunum fonksiyonunu
değerlendirirken takip etmemiz gereken kriterler, solunum hızı, solunum
mekaniği (solunum sistemi eşit mi, yardımcı solunum kaslarını kullanıyor
mu), bilinç düzeyi ve deri rengi ve muköz membranlardır (Tablo-3,4).
Tablo-3. Solunum
yetersizliği tanı kriterleri
|
Klinik Kriterler |
Laboratuar Kriterleri |
Solunum seslerinin azalmış ya da
kaybolmuş olması
Ciddi çekilmeler ve yardımcı solunum kaslarının kullanılması
Oda havasında siyanozun varlığı
Bilinç kaybı ve ağrılı uyaranlara yanıtsızlık
Kas tonusunun azalması
Hırıltılı, inlemeli solunum
Öksürme ve öğürme refleksinin kaybolması
Apne gelişimi |
PaO2<50, PaCO2>50
mmHg(oda havasında)
Respiratuar asidoz varlığı(pH<7.35
%60 oksijen solurken PaO2<60 mmHg, PaCO2>60 mmHg
olması ve giderek yükselmesi
Vital kapasite <15 cc/kg olması
Maksimal inspiratuvar kuvvet < -20 cmH2O
Ölü boşluk/tidal volüm oranı (Vd/Vt) >0.75 |
Tablo-4. Solunum sistemi hastalıklarında izlenmesi gereken fizik muayene
bulguları
|
Gözlem
·
Solunum hızı ve tipi
·
Deri rengi
·
Burun kanadı
solunumun varlığı
·
Retraksiyonların
varlığı
·
Yardımcı solunum
kaslarının kullanılması
Palpasyon
·
Yardımcı solunum
kaslarının kullanılması
Oskültasyon
·
Hışıltı varlığı
·
Stridor varlığı
·
Hava girişinin durumu
·
Raller varlığı |
Solunum Hızı:
Solunum
hızı çocuğa dokunmadan inspeksiyonla değerlendirilmelidir, çünkü anksiyete
ve ajitasyon sonucu solunum hızı değişmektedir. Süt çocuklarında solunum
sıkıntısının ilk bulgusu takipnedir.
Solunum sıkıntısı
olmadan takipne olması (sessiz takipne) ya metabolik asidozu kompanse
etmek için gelişir ya da respiratuvar alkalozda olmaktadır. Sessiz takipne
sıklıkla akciğer kaynaklı olmayıp, şok ile ilişkili metabolik asidozda,
diabetik ketoasidozda, bazı konjenital anomalilerde, metabolik
hastalıklarda, salisilat zehirlenmesinde, kronik ishal ve kronik böbrek
yetmezliğinde görülür.
Akut olarak kötüleşen bir çocukta yavaş ve düzensiz solunum hızının
gelişmesi oldukça ciddi bir durumla karşı karşıya olduğumuz anlamına
gelir. Olası nedenleri santral sinir sistemi depresyonu ve hipotermidir.
Solunum işinin artmasına neden olan klinik durumlar aynı zamanda solunum
kaslarında güçsüzlüğe, solunum çabası veya solunum hızında değişikliklere
neden olarak solunum yetmezliğine yol açar. Solunum hızındaki
değişiklikler diğer klinik bulguların ışığında değerlendirilmelidir.
Eğer mental durumda iyileşme ve hava açlığında azalma varken, solunum hızı
yaşa göre normal sayıya gelmişse klinik iyileşmenin olduğu kabul
edilebilir. Solunum hızında azalma veya düzensiz solunum ritmi olan ve
bilinci bozulan hastalarda ise solunum yetmezliğinin kötüleştiği
düşünülmelidir. Bu nedenle çocuklarda solunum hızında azalma veya solunum
ritminin düzensizleşmesi, klinik durumun iyileşmesinden çok kötüleşmesini
göstermektedir. Çocuklarda iyileşme ve kötüleşmeyi gösteren klinik
değerlendirmelerden biri de bilinç düzeyi veya yanıtsızlık halidir. Bu
nedenle durumunun yakın takip edilmesi gerekir
.
Solunum Çabası:
Azalmış
akciğer kompliyansı veya artmış havayolu direnci olduğu durumlarda solunum
çabası artar. Akciğer kompliyansının azalması sıklıkla ARDS ve pnömoni
gibi hastalıklarda görülür. Solunum işi arttığı zaman klinik olarak burun
kanadı solunumu, interkostal-subkostal ve suprasternal inspiratuvar
retraksiyonlar görülür. Solunum işi arttığı zaman, solunum kaslarının
oksijen ihtiyacı artacağından kalp debisinin büyük bir kısmı solunum
kaslarına dağılır ve bunun sonucunda eksale edilmesi gerekenden daha fazla
CO2 eksale edilir.
Solunum mekaniğindeki değişikliklerin bulguları başta hafif hareketlerin
olması, hırıltılı solunum, stridor ve ekspiryumun uzamasıdır. Her
solunumda başta hafif bir eğilme olur. İnspiryum sırasında göğüs
retraksiyonuna abdominal distansiyon eşlik eder. Buna abdominal solunum da
denebilir. Çünkü diyafragma kasıldığı zaman göğüs duvarı retrakte olur ve
batın genişler. Tüm bunların sonucunda tidal volüm düşer ve yetersiz
ventilasyon gelişir.
Hırıltılı ya da gürültülü solunumun nedeni diyafragmanın geç ekspiratuvar
kontraksiyonu ile beraber glottisin erken kapanmasıdır. Süt çocuğu ve daha
büyük çocuklar havayolu basıncını arttırmak için hırıltılı-gürültülü
solunurlar. Bu solunum pulmoner ödem, pnömoni veya atelektazi ile ilişkili
akciğer volüm kaybı ve alveoler kollapsı olan hastalarda görülür.
Stridor, üst havayolu obstrüksiyonunun bulgusudur. Üst havayolu
obstrüksiyonu nedenleri konjenital veya akkiz anomaliler (büyük dil,
laringomalazi, vokal kord paralizisi, veya havayolu hemanjiomu, tümör veya
kist), enfeksiyonlar (krup, bakteriyel trakeit veya epiglottit), üst
havayolu ödemi (allerjik reaksiyon) ve yabancı cisim aspirasyonudur
(Tablo-5).
Tablo-5. Stridorun
en sık nedeni
|
Akut Nedenler |
Kronik Nedenler |
Yabancı cisim aspirasyonu
Retrofaringeal abse
Bakteriyel trakeit
Epiglottitis
Krup |
Laringomalazi
Vokal kord paralizisi
Vasküler anomaliler
Laringotrakeal stenoz
Laringeal papillom
Psikojenik stridor |
Uzamış zorlu
ekshalasyon genellikle hışıltı ile beraberdir. İntratorasik havayolu
obstrüksiyonu bulgusudur, genellikle bronşiyal veya bronşioler düzeydedir.
Uzamış eksalasyona bronşiolitis, astma, pulmoner ödem veya intratorasik
yabancı cisim neden olur (Tablo-6).
Tablo-6.
Wheezing’li hastada hayati tehdit oluşturan nedenler
Ağır astım atağı
Ağır bronşiolit
Yabancı cisim aspirasyonu
Mediastinal tümör
Konjestif kalp hastalığı |
Solunum mekaniğinin
dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi, solunum problemlerinin
tamamlanması için önemlidir.
Hava Girişi:
Tidal
volüm ve ventilasyonun yeterli olup olmadığı klinik olarak solunum
seslerinin oskültasyonu ve göğüs ekspirasyonu ile değerlendirilir. Göğüs
ekspansiyonu inspirasyon sırasında simetrik olmalıdır. Spontan sessiz
solunum sırasında, ekspirasyon fark bile edilmeyebilir, fakat pozitif
basınçlı ventilasyon sırasında (balon-maske ventilasyon veya mekanik
ventilasyon) fark edilir. Göğüs ekspansiyonunun azalmasına, solunum
çabasının yetersiz olması, havayolu obstrüksiyonu, atelektazi, pnömotoraks,
hemotoraks, plevral effüzyon, muköz plak ve yabancı cisim neden olabilir.
Solunum sesleri bilateral eşittir ve kolayca duyulur. Süt çocuğu ve büyük
çocukta göğüs duvarı incedir ve göğüs nisbeten küçüktür, böylece solunum
sesleri bir hemitoraksdan diğer hemitoraksa kolayca yayılır ve duyulur. Bu
durum, tidal volümün ve hava değişiminin fazla olduğunun sanılmasına yol
açabilir.
Akciğer sesleri, aksiller alan da dahil olmak üzere, göğsün ön ve arka
tarafında oskülte edilmelidir. Aksiller alan özellikle distal
havayollarını değerlendirmede en anlamlı yerlerdir.
Deri Rengi ve Sıcaklık:
Eğer çocuğun
oksijenizasyonu ve rengi iyi ise, deri rengi ve sıcaklığı göğüs ve
ekstremitelerden değerlendirilir. Eğer kardiyorespiratuvar fonksiyonları
normal ise, muköz membran, tırnak yatakları, el ayası ve ayak tabanı pembe
olacaktır. Perfüzyon bozulduğu zaman, tipik olarak ilk önce el ve ayaklar
etkilenir ve soluk, soğuk ve siyanoze hale gelir. Eğer hipoksemi veya
perfüzyon bozulursa, gövde veya ekstremitelerin üzeri alacalı hale
gelebilir.
Hipoksemisi olan çocuklarda santral siyanoz görülebilir: Bu klinik
bulguların görülmesini bazı faktörler etkiler. Santral siyanozun klinik
olarak görülebilmesi için redükte hemoglobinin kanda en az 5 gr bulunması
gerekir. Bu nedenle, belirgin hipoksemi olmasına rağmen anemik hastalarda
siyanoz görülmez. Siyanozun görülebilmesi ayrıca deri kan akımına ve
dokular tarafından alınan oksijen miktarına da bağımlıdır. Siyanoz,
çoğunlukla düşük arteriyel oksijen saturasyonu ve düşük kalp debisi ile
beraberdir. Bu nedenle santral siyanoz hipokseminin erken veya
güvenilir bir bulgusu olarak kabul edilmez.
Çocukların deri rengi ve sıcaklığı değerlendirilirken ortam ısısı da
önemlidir. Eğer çocuk soğuk bir ortamda ise, periferal vazokonstrüksiyon
nedeni ile soluk ve alacalı bir deri ve kapiller dolum zamanınında
(bilhassa ektremitelerde) uzamaya olur. Çocuk ısıtıldığı zaman, renk
düzelir, ekstremiteler yine ılık hale gelir. Kapiller dolum zamanı doğru
ısıda değerlendirilmelidir.
Hipoksemi gelişme riski yüksek olan çocuklarda oksijen saturasyonunun
takibinde nabız oksimetre kullanılır. Eğer respiratuvar yetersizlikten (hiperkarbi
veya asidoz) şüpheleniliyorsa arteriyal kan gazı bakılmalıdır.
SPONTAN SOLUNUMU OLAN SOLUNUM SIKINTILI HASTADA HAVAYOLUNUN DESTEKLENMESİ
Temel İlkeler
Acil
havayolu yönetiminde amaçlar: solunumsal problemleri önceden tahmin etmek,
tanısını koymak ve “bozulmuş veya kaybedilmiş” fonksiyonları desteklemek
ve/veya yerine getirmektir. Acil polikliniğinde solunum işlevlerinin
bozulma nedenini saptamak olanaksız olabilir. Bu durum önemli bir sorun
yaratmaz, çünkü acil havayolu yönetimini başlatmak için çoğu zaman nedeni
saptamak gerekli olmayabilir.
Tüm ciddi hastalıklarda, solunum yetmezliği ile birlikte olan
yaralanmalarda, şokta, travmada arteriyel oksijen basıncı yüksek olarak
ölçülse bile oksijen verilmelidir. Bu hastalarda alveollerde gaz
değişiminin yetersiz olmasına, hava girişinin azalmasına, dolaşım
bozukluklarına veya hipovolemiye bağlı olarak dokulara oksijen taşınması
kısıtlı olabilir. Nemlendirme de yapılarak, sekresyonların küçük
havayollarını tıkaması pratik olarak engellenmelidir. Isıtılmış
nemlendirme sistemi, küçüklerde hipotermiye neden olabilecek soğuk buharlı
sisteme tercih edilmelidir.
Ağızdan ağza solunum, büyük çocuklarda inspire edilen oksijen
konsantrasyonunun (FiO2) %16-17, alveoler basıncın 80 mmHg
olmasını sağlar. En uygun kalp masajına rağmen normal kalp debisinin
sadece bir kısmı sağlanabildiğinden, dokulara oksijen verilmesi önemli
derecede azalmıştır. Bununla birlikte Kardiyo Pulmoner Resusitasyon (KPR)’da,
ventilasyon-perfüzyon dengesizliği nedeni ile alveollerde sağdan sola şant
olur.
Solunum zorluğu olan bilinci açık çocuklar, havayolu açıklığının
sağlanması ve solunum çabasının en aza indirilebilmesi için en rahat
ettiği pozisyonu almalarına yardım edilmelidir. Anksiyete oksijen
tüketimini ve olasılıkla solunum sıkıntısını arttırır. Uyanık çocukların
ailelerinin çocuğun yanında kalmaları sağlanmalı ve çocuğun kendini daha
güvende hissettiği bir ortamda yani anne-babasının yanında iken oksijen
gibi destekleyici havayolu girişimleri uygulanmalıdır. Eğer çocuk maske
ile oksijen verilmesine direnirse, diğer yöntemler (yüz çadırı, nemlenmiş
oksijenin çocuğun ağız ve burnuna verilmesi) uygulanmalıdır.
Eğer çocuk somnolansta veya bilinci kapalı ise, havayolu daralması; boyun
fleksiyonu, çene relaksasyonu, dilin geriye doğru yer değiştirmesi veya
hipofarinksin kollapsına bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir. Havayolunun
açılması için noninvazif yöntemlerin öncelikle kullanılması gerekir. Eğer
gerekiyorsa hava yolu nazofarinks ve orofarinks aspire edilerek
sekresyonlardan, mukusdan ve kandan temizlenmelidir.
Çocuğun solunum çabası yetersizse (göğüs hareketlerinin ve solunum
seslerinin yetersiz oluşu ile karar verilir) solunum yolunun açık olmasına
rağmen pozitif basınçlı ventilasyon uygulanmalıdır. Bu işlem balon-maske
sistemi ile hava yolu darlığı olmasına rağmen başarılı bir şekilde
yapılabilmektedir. Pozitif basınçlı solunum desteği balon maske sistemi
ile nazik bir şekilde uygulanmalı, çocuğun inspirasyon çabasını arttırmak
için zamanlamaya dikkat edilmelidir. Eğer solunum çocuğun solunum çabaları
ile koordineli değilse ventilasyon etkisiz olabilecek ve öksürük, kusma,
laringospazm ve gastrik distansiyon ile sonuçlanarak etkili solunum
engellenecektir.
Nabız oksimetresi
sonuçlarını etkileyebilen faktörler
|
Ciddi anemi |
Eğer SaO2 normalse
etkisi yoktur. Hipoksemi anında Hb’nin 5 g/dL’nin altında olması
aktüel SaO2’nin normalden düşük okunmasına yol açar |
Hareket artefaktı
Boyalar |
Metilen mavisi SpO2’de geçici ciddi düşüklüğe neden olur |
|
Işık artefaktı |
Prob opak madde ile sarılarak
azaltılabilir |
|
Hipoperfüzyon |
Yetersiz nabız sinyaline yol açar.
Probun yeri değiştirilebilir |
|
Elektrokoter |
Elektrik ile etkileşim PO
doğruluğunu azaltır |
|
Deri pigmentasyonu |
Etkisi azdır. Prob, kulak memesi,
elin beşinci parmağı gibi daha az pigmentasyon olan bölgelere
yerleştirilebilir. |
Koyu oje
Yapısal
hemoglobinopatiler |
Hemoglobinopatiler SpO2’de düşüklüğe yol açabilir
Fetal hemoglobinin SMpO2 üzerine etkisi yoktur |
|
Hemoglobindeki toksik değişiklikler |
Karboksihemoglobin SpO2’de
hafif düşüklük yapabilir. Yüksek methemoglobin düzeyleri SPO2
%85’lere yaklaşır, aktüel SaO2’den bağımsız hareket eder. |
|
Yüksek bilirubin |
Bilirubin düzeyi 20 mg/dL’ye çıkana
kadar güvenilir sonuçlar verir |
|
Yüksek satürasyon |
Yenidoğanlarda hiperoksemiyi
göstermez |
|
Venöz pulsasyon |
SpO2’yi düşük gösterir,
prob kalp seviyesinden yükseğe yerleştirilebilir. |
|