|
|
|
Yrd. Doç. Dr. Murat PEKDEMİR
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi
İlk ve Acil Yardım Anabilim Dalı
NAZOGASTRİK SONDA UYGULAMASI Nazogastrik tüp (NG)
gastrointestinal sisteme (GIS) en sık yerleştirilen cihazdır. Polipropilen,
latex, silikon veya poliüretandan üretilen materyaller kullanılır. Kullanılan
tüpün büyüklüğü 6 – 18 Fr’dir (1 Fr = 0.333 mm). Büyük partiküllerin
aspirasyonu amaçlanıyorsa 16 Fr veya daha geniş lümenli tüpler tercih
edilmelidir (1). NG
endikasyonları ve kontrendikasyonları tablo
– 1’de, gerekli malzemeler tablo – 2’de
gösterilmiştir. Ayrıca gerekli olan hastalarda irrigasyon için serum
fizyolojik, anestezi altındaki hastalarda magill forsepsi hazır
bulundurulmalıdır (2). Girişim
Uyanık
hastada işlem hastaya anlatılmalı, yatağın baş kısmı kaldırılmalı veya hasta
oturtulmalıdır. Kusma olasılığına karşı hastanın eline küvet verilmelidir. NG
tüpün yerleştirilecek uzunluğu hesaplanıp tüp üzerine işaretlenmelidir. En
basit yöntem xiphoid çıkıntı – kulak – burun mesafesinin ölçülüp 15 cm
eklenmesidir. Burun delikleri obstruksiyon yönünden değerlendirilir. Burun
deliği ve tüpün 5 cm distaline suda eriyebilen bir kayganlaştırıcı, visköz
lidokain veya lidokain jel sürülür. %10 lidokain sprey hızlı ve iyi bir
anestezi sağlar. Tüp sağlam taraftan arkaya doğru ilerletilir. Posterior
nazofarinkste hafif bir dirençle karşılaşılır bu kibar uygulanacak bir basınçla
aşılabilir. Çok güçlü uygulanacak basınç nazorarinkste disseksiyon veya kanamaya neden olabilir. En güvenilir
olanı diğer taraftan yeniden denemektir. Tüp orofarinks içine geldiğinde
durulur ve hastayla koopere olunur. Hastanın bir yudum su içmesi tüpün özofagus
içine geçişini kolaylaştırır. Boynun fleksiyonu da özofagusa girişi
kolaylaştırır. Boğulur gibi olma, öğürme veya öksürme, ses değişikliği, tüpte
buğulanma görülmesi tüpün orofarinkse çekilmesi konusunda hekimi uyarmalıdır.
Ağız içi kontrol edilerek tüpün yeri gözlenebilir. Tüpün özofagusta olduğu
anlaşıldıktan sonra hızla önceden saptanan derinliğe kadar ilerletilir. Pasajın
yavaş olması rahatsızlığa ve daha fazla öğürmeye neden olabilir. Tüpün
yerinin doğrulanmasında en hızlı ve basit yöntem tüp içinden hava
geçirilmesidir. Mide içeriğinin aspirasyonu özellikle pH testi daha geçerlidir.
PH < 4 ise tüp % 95 midededir. Daha kesin olarak respiratuar yerleşimli
olmadığı söylenebilir. Hastaların % 2’sinde mide pH’ının alkali olduğu
unutulmamalıdır. Uyanık ve koopere hasta konuşamıyorsa respiratuar yerleşim
olabilir. Küçük çaplı tüplerin respiratuar yerleşiminde hastanın konuşabileceği
unutulmamalıdır. Tüpün
güvenliğinin sağlanmasında genellikle tüp ve buruna yapıştırıcı bant uygulanır.
Kelebek bandaj sık kullanılan yaklaşımdır. Ayrıca tüp omuz hizasında çengelli
iğne ve düğüm yardımıyla daha güvenli hale getirilebilir. Tüp güvenliği düzgün
sağlanmazsa tüp medial veya lateral burun kanadına basarak kanama ve nekroza
neden olabilir. Uyanık
ve koopere hastada NG tüp körlemesine kolaylıkla uygulanabilir. Komatöz
hastalar NG tüp yerleştirilmesi sırasında veya sonrasında kusabilirler. Bu
nedenle NG tüp takılmadan havayolu güvenliği sağlanmalıdır. Obtunde veya aktif
öğürme refleksi olmayan hastada NG uygulamasından önce endotrakeal entübasyon
gerekebilir. Endotrakeal tüpün balonunun solunum yolu içine pasajı önlemediği
unutulmamalıdır. Bilinçsiz hastalarda entübasyonu takiben orofarinksteki tüp
ucu laringoskop ve magill forsepsi yardımıyla özofagusta ilerletilir. Yardımcı
olarak bir endotrakeal tüp kullanılabilir. Özellikle dişsiz hastalarda
parmaklarla NG tübe kılavuzluk başarılıdır. Elle larinksin öne doğru çekilmesi
ve tiroid kıkırdağın kaldırılması tüp geçişine yardımcı olur. NG tüpün
soğutulması rijiditeyi arttırarak geçişi kolaylaştırır. Ancak doku disseksiyonunu
arttırabilir. Tüm diğer yöntemler yetersiz olduğunda fiberoptik bronkoskop veya
özofagoskop doğrudan görülebilir hale getirerek özofagusa geçişi sağlayabilir
(2). NG tüp
uygulaması ile ilgili major komplikasyonlar tablo – 3’de gösterilmiştir (1). Solunum
yoluna NG tüp yerleştirilmesi pnömoni veya pnömotoraksa neden olur. Yanlış
yerleşen tüpten verilen aktif kömür fataldır (1). Kafaiçine yerleşim kafa
tabanı kırığı veya ciddi yüz travmalı hastalarda görülebilir. Nontravmatik
hastada da kafaiçine yerleşim bildirilmiştir (3). Öğürme
servikal travma hastaları veya intrakranial kanama ve kafaiçi basıncı artmış
hastalarda venöz dönüşü azaltarak servikal ve intrakranial venöz basıncı
arttırır (1). NG tüp
uygulamasından önce topikal anestetik ve vazokonstriktör kombinasyonunun ağrı
ve rahatsızlığı belirgin olarak azalttığı bildirilmiştir (4). Maglinte NG tüp
takılmasında güvenlik ve hasta konforu açısından beş öneride bulunmuştur (5): 1.
İşlemi
gerçekleştirecek kişi uygun teknik hakkında eğitilmeli ve işlem öncesi hasta
hazırlanmalıdır. 2.
İşlem
öncesi sedasyon ve analjezi sağlanmalıdır. 3.
NG tüpün
hastaya yararlı olup olmadığı konusunda dikkatli olmalıdır. 4.
Küçük
çaplı, daha yumuşak, daha uzun ve fleksibl tüpler kullanılmalıdır. 5.
İstenmeyen
ekstübasyon gibi yeniden tüp takılması gereksiniminden kaçınılmalıdır. NG tüpün
geleneksel olarak kullanıldığı hafif ve orta dereceli pankreatit olgularında
rutin kullanıma gerek yoktur. Ayrıca üst GIS kanamalarında su ile aşırı
irrigasyon potasyum kaybına neden olur ve buzlu su ile irrigasyonun etkin
kanama kontrolü sağladığına dair çalışma yoktur. Özofagus varislerinin
varlığında bile NG uygulaması genel olarak güvenlidir (2). FOLEY SONDA TAKILMASI
Üretra
yoluyla mesane kateterizasyonu sık kullanılan bir girişimdir. Bu amaçla
genellikle foley kateter kulanılır. 1930’larda Frederick Foley ayrı bir lümen
kullanılarak balonu şişirilebilen, mesane içine bırakılabilen kauçuk tüp dizayn
etmiştir (6). Mesane
kateterizasyonu endikasyonları tablo – 4’de
gösterilmiştir. Tek gerçek kontrendikasyonu üretra yaralanması bulguları olan
üretral meatusda kan; rektal muayenede yüksek yerleşimli veya anormal
hissedilen prostat; penil, skrotal veya perineal hematom olmasıdır (7). Foley
sonda takılması için gerekli malzemeler tablo
– 5’de, çocuklarda kullanılan foley
sonda boyutları tablo – 6’da
gösterilmiştir. Erişkinde genellikle 14 Fr kateter kullanılır. Yenidoğan veya
infantlarda 2 veya 5 Fr feeding tüp en az üretral travmaya neden olur. Daha
büyük çocuklarda 5 – 12 Fr kateter kullanılır (7). Foley sonda takılmasında
cinsiyete göre anatomik farklılıklar işlemi zorlaştırabilir. Cinsiyete göre
dikkat edilmesi gereken anatomik farklılıklar:
Kadın kateterizasyonu
Kadın
üretrası yaklaşık 4 cm uzunluğunda, düz, genellikle geniş çaplı ve vaginanın
üst kısmında iki labia arasında gizlidir. Bacaklar abduksiyona getirilmezse
kateterizasyon mümkün değildir. Üretral meatus ön – arka hatta, vaginanın
üzerinde ve klitorisin yaklaşık olarak 2.5 cm aşağısındadır. Çok genç ve yaşlı
postmenapozal kadınlarda zor bulunabilir. Bu gibi durumda işaret parmağı vagina
içinde orta hatta üste doğru yavaşça ilerletilir ve meatus palpe edilerek yeri
saptanır. Daha sonra kateterizasyon gerçekleştirilir. Nadiren görülemez, bu
durumda palpasyonla kateterizasyon gerçekleştirilir. Üretrosel veya
sistoüretroselli kadınlarda üretra veya mesane vagina içinde, normalden
belirgin olarak posteriordadır. Bu durumda işaret parmağıyla normal anatomik
pozisyon sağlanır ve kateterizasyon gerçekleştirilir. Erkek kateterizasyonu
Erkeklerde
üretranın görülme sorunu yoktur ancak kateterizasyon güçtür. Erkek üretrası
yaklaşık 20 cm uzunluğundadır. Kateter sonuna kadar yerleştirilmeden balon
şişirilmemelidir. Üretra ürogenital diafram ve simfizis pubis düzeyinde rölatif
olarak sabittir. Penis kıvrımı üzerinda aşağı doğru traksiyon ve penil
süspansör ligament düzeyinde üretral kıvrım ilerler. Bu düzeyde yalancı
obstruksiyon oluşur. Bu durumda penis gergin olarak kaldırılmalı ve
kateterizasyon boyunca dik tutulmalıdır. Genel prosedür
Üretral
katerizasyon steril tekniğe uygun yapılmalıdır. Kadın ve
erkekte özel üretral meatal yaklaşım gerekir. Erkekte penis cildinin tam
kontrolü şarttır. Sünnetsiz erkeklerde penil cilt koronal sulkus düzeyine
retrakte edilir ve steril örtü ile örtülerek işlem süresince alanın steril
kalması sağlanır. Koronal sulkus nondominant elin uzun ve yüzük parmakları
arasına alınır ve işlem süresince serbestleştirilmez. Bu durumda aynı elin
işaret ve baş parmakları kateter manüplasyonuna yardımcı olur. İşlem bitince
cilt geriye alınarak iatrojenik parafimozis engellenir. Kadın hastada
kateterist nondominant baş ve işaret parmaklarıyla labiaları uzaklaştırarak
üretral meatusu görülür hale getirir. El ayrılmadan hazırlık tamamlanır
(antiseptik solüsyon, kayganlaştırma) ve işlem steril diğer elle
gerçekleştirilir. Antisepsi
işlemi povidoniodinli pamuk veya gaz ile meatus ve etrafındaki dokuların
silinmesi yoluyla sağlanır. Merkezden perifere doğru silme işlemi
gerçekleştirilir. El veya forseps ile işlem yapılır. Uygun
büyüklükteki kateter (Çocuklarda 10 Fr, erişkinlerde 14 – 16 Fr)
kayganlaştırılır. Erkek üretrası 5 ml %2 viskoz lidokain veya benzeri anestetik
uygulanarak topikal anestezi sağlanır. Daha sonra anotomik yapı dikkate
alınarak kateter üretrada kibarca ilerletilir.
Kateter mesaneye ulaşınca balon 10 ml hava veya sıvı ile şişirilir. Steril su
ve salin gerekli değildir. Balon şişirilirken hasta rahatsızlık duyarsa veya
dirençle karşılaşılırsa üretra içinde olunabileceği akla gelmeli ve balon
söndürülmeli, hafif geriye çekip yeniden ilerletilmelidir. Balon yeniden
şişirildiğinde aynı durum olursa kateter çıkartılmalı ve üretra obstruksiyon ve
yalancı lümen yönünden değerlendirilmelidir. Kateter
başarıyla yerleştirilip balon şişirildikten sonra kateter hafif geriye
çekilerek mesane boynuna oturtulmalıdır. Katetere steril toplayıcı kap
takılmalı, kateter güvenliği sağlanmalıdır. Basit
kateterizasyondan önce antibiyotik kulanımı önerilmemektedir. Ancak bilinen
kalp kapak hastalığı, üriner sistem bakteriemisi kuşkusu, kronik üriner sistem
enfeksiyonu, üretral darlık hastalığı veya enfeksiyonun eşlik ettiği çıkış
obstruksiyonunun işleme bağlı bakteriemi riski oluşturduğu kabul edilmektedir.
Bu hastalarda üriner girişim özellikle dilatasyon işlem öncesi erken parenteral
gram (-) antibiyotik koruması gerektirir. Bu hastalar uygun antibiyotik
tedavisi ile 1 – 2 gün takibe alınır (7). Örnek olarak infektif endokardit
riski olan hastalarda ampisilin 2 g iv/im + gentamisin 1.5 mg/kg iv/im işlemden
30 dk önce uygulanır. Alternatif olarak vankomisin 1 g iv 1saat içinde +
gentamisin 1.5 mg/kg infüzyondan sonra uygulanır ve 30 dk içinde işlem
başlatılır. Orta riskli hastalarda amoksisilin 2 g po işlemden 1 saat önce
verilir (8). Erkek
kateterizasyonunda güçlük çıkaran durumlar Fimozis Penil
ciltte ödem: travma, parafimozis, anazarka, radyasyon veya kansere bağlı
belirgin lenfatik obstruksiyon Meatal
stenoz Üretral
striktür Eksternal
üretral sfinkter spazmı Yüksek
mesane boynu Üretral
kateterizasyonun komplikasyonları tablo
– 7’de gösterilmiştir (7). Bakteriüri
sıklığı sağlıklı kişilerde %1’dir. Hastanede yatan, debil ve postpartum
hastalarda risk artar. Nozokomial üriner enfeksiyonların mortalitesi kazanılmış
enfeksiyonlardan 3 kat fazladır. 2 – 7 gün kateterize hastalarda kateter
alındığında %8 – 10 bakteriüri vardır. 10 günün üzerinde daima enfeksiyon
görülür. Povion iodin kayganlaştırıcı jel kullanımı kateterizasyon anında
mesaneye bakteri inokülasyonunu azaltığı bildirilmiştir (9). Ancak kısa süreli
mesane kateterizasyonunda antiseptik anestetik jel kullanımının idrar yolu
enfeksiyonu riskini azaltmadığı da bildirilmiştir (10). Mesane kataterlerinin
gümüş protein (proAg), teflon veya hydrogel ile kaplanması sonucu enfeksiyon
riskinin düştüğü bildirilmiştir (11, 12). Uzun süreli mesane kateterizasyonu
enfeksiyon dışında mesane taşı, tekrarlayan mesane spazmı, periüretral abse,
mesane perforasyonu ve üretral erozyona neden olur (7). Bazen kateter balonu söndürülemez
ve kateter mesanede kalır. Bu durumda kullanılabilecek yöntemler: Balona 200 ml sıvı enjekte
edilerek balonun patlatılması Balon içine eroziv madde (eter,
aseton gibi) enjeksiyonu İğne ile balonun patlatılması Rijit guidewire ile balonun söndürülmesi (7). Tablo – 1: Nazogastrik sonda endikasyon ve kontrendikasyonları
Tablo – 2: Nazogastrik sonda takılmasında gerekli malzemeler
Tablo – 3: NG tüp uygulaması ile ilgili major komplikasyonlar
Tablo – 4: Foley sonda takılma endikasyonları
Tablo – 5: Foley sonda takılması için gerekli malzemeler
Tablo – 6: Çocuklarda yaşa göre foley sonda büyüklüğü
Tablo – 7: Foley sonda komplikasyonları
KAYNAKLAR 1. Hooker EA. Complications of gastrointestinal devices. In: Tintinalli JE, Kelen GD, Stapczynski JS. Emergency Medicine: A Comprehensive Study Guide. New York, McGraw Hill, 599:2000. 2. Samuels LE: Nasogastric and feeding tube placement. Robert JR, Hedges JR (eds): Clinical Procedures in Emergency Medicine. 3th edition Philadelphia; W.B. Saunders, 693 – 98:1998. 3. Freij RM, Mullett ST: Inadvertent intracranial insertion of a nasogastric tube in a nontrauma patient. J Accid Emerg Med 14:45, 1997. 4. Nott MR, Hughes JH: Topical anaesthesia for the insertion of nasogastric tubes. Eur J Anaesthesiol. 12:287-90, 1995. 5. Maglinte DDT, Cordell WH: Strategies for Reducing the Pain and Discomfort of Nasogastric Intubation. Acad Emerg Med, 6:166-169,1999. 6. Newman DK: Managing indwelling urethral catheters. Ostomy Wound Manage, 44,(12):26-8, 1998. 7. Schneider RE: Urologic Procedures. Robert JR, Hedges JR (eds): Clinical Procedures in Emergency Medicine. 3th edition Philadelphia; W.B. Saunders, 1998, S: 957 – 71 8. Cline DM: Valvular emergencies and endocarditis. In: Tintinalli JE, Kelen GD, Stapczynski JS. Emergency Medicine: A Comprehensive Study Guide. New York, McGraw Hill, +381:2000. 9. Cohen A: A microbiological comparison of a povidon-iodine lubricating gel and a control as catheter lubricants. J Hosp Infect 6(suppl):155, 1985. 10. Schiotz HA: Antiseptic catheter gel and urinary tract infection after short-term postoperative catheterization in women. Arch Gynecol Obstet, 258(2):97-100, 1996. 11. Liedberg H, Lundeberg T, Ekman P: Refinements in the coating of urethral catheters reduces the incidence of catheter-associated bacteriuria. Eur Urol, 17(3):236-40,1990. 12. Takeuchi H, Hida S, Yoshida O, Ueda T: Clinical study on efficacy of a Foley catheter coated with silver-protein in prevention of urinary tract infections. Hinyokika Kiyo. 39(3):293-8, 1993. |