Zehirlenmeler
Uzm. Dr. Semiha Baysoy
(1)
Zehirlenme
yapmayanlar:
Tükenmez kalem boyaları, sabun, şampuan, pil, mum, kil, nem giderici
paketler, makyaj malzemesi, mürekkep, el ve tıraş losyonu veya krem,
gazete, ayakkabı boyası, kibrit kutusunun sürtünme yüzeyi,
tatlandırıcılar, diş macunu, termometre civası toksik değildir.
Fazla miktarda
alındıklarında toksik olanlar:
Kolonya ve benzerleri, deodorant, saç spreyleri, saç boyaları, kibrit çöpü
(20’den fazla), oral kontraseptifler, güneş yağları.
Tek
dozu dahi küçük çocuklar için fatal olanlar:
Kalsiyum kanal blokerleri, benzokain, klorokin, siklik antidepresanlar,
hipoglisemik ajanlar, metil salisilat, kinidin, beta blokerler, kamfor,
klonidin, difenoksilat HCL/ atropin sülfat (lomotil), fenotiazindir.
İlk yaşta anne babanın veya bakıcının verdiği ilaçlar, 2-3 yaşta ev
temizleme malzemeleri, 3-5 yaşta dolapta saklanan ilaçlar en sıktır.
Zehirlenmelerdeki
belirti ve bulgular:
Zehirlenmeye özgü spesifik bir bulgu yoktur, hemen hemen her türlü bulgu
zehirlenmelerde görülebilir. Bu nedenle eğer bir hastanın içinde bulunduğu
klinik tabloyu açıklayacak bir hastalık bulunamıyorsa akla daima
zehirlenme gelmeli ve aile inkar etse bile zehirlenme olasılığına göre de
tedavi planlanmalıdır.
Laboratuar testleride toksik maddelere spesifik değildir. Rutin
biyokimyasal testler toksik maddelerin yol açtığı zararları tespit etmekte
ve takip etmekte faydalı oldukları halde tanı koydurucu özellikleri
yoktur. Toksin tarama testleri her bölgenin kendi zehir danışma merkezleri
tarafından o bölgede en sık görülen toksinleri içerecek şekilde
hazırlanır ve toksinlerin kan düzeyleri ölçülür.
Kesin tanı koyma imkanı sağlamalarına karşılık geç sonuç vermeleri nedeni
ile her zaman kullanışlı değillerdir.
Demir-3-klorür testi, %10 Fe3Cl’ün 2 damlası 1ml idrar üzerine
damlatılarak yapılır. İdrarda oluşan renk değişiklikleri Tablo 2’de
gösterilmiştir. Anyon Gap’in hesaplanması serum Na ve K’un toplamından Cl
ve HCO3 ’ın toplamı çıkartılarak hesaplanır. Normalde 15 den
küçüktür. Laktik asidoza yol açan ethanol, İNH, Demir zehirlenmeleri,
ketoasidlerin arttığı diabet komasında ve eksojen organik asitlerin
varlığında anyon gap artmıştır. Laksatifler ve kolsişin zehirlenmesinin
yol açtığı metabolik asidozda anyon gap normaldir, lityum zehirlenmesinin
yol açtığı metabolik asidozda anyon gap normalden daha düşüktür.
Radyolojik tetkik olarak çekilen ayakta direkt batın grafisinde
kloral hidrat, ağır metaller, demir, fenotiazin ve yavaş salınan metaller
görülebilir.
EKG (antiaritmik, beta-bloker, kalsiyum kanal blokerleri, lityum,
fenotiazinler, teofilin ve trisiklik antidepresan zehirlenmelerinde
sürekli EKG monitörü gerekir), EMG, EEG bazı durumlarda yardımcı
olabilir.
Zehirlenme olayına yaklaşım:
Zehirlenme olayında
uyanık olunmalı,(bir
başka teşhisin altında zehirlenme olabilir veya zehirlenme teşhisinin
altında başka bir hastalık olabilir) ve şüphe eşiği düşük olmalıdır
. Öykü ve muayenede zehirlenme şüphesi uyandıran bulgular Tablo 3’de
gösterilmiştir. Aniden bilinci kapanan, konvülzyon geçiren, akut batın
tablosu gelişen ensefalit, menenjit bulguları olan hastalarda düşünülen
tanı kanıtlanamazsa akla zehirlenme gelmelidir.
Toksik maddeyi
öğrenmeye çalışmalıdır.
İlacın bilinmediği veya intoksikasyonun belirtilmediği durumlarda ilacın
cinsini anlamakta toksidromlar (aynı grup ilaçların neden olduğu ortak
klinik bulgular (Tablo 4), hastanın nefes kokusu (Tablo 5) yada spesifik
tedavilere hastanın verdiği yanıtlar (Tablo 6) yardımcı olurlar.
Erken çocukluk
çağındaki zehirlenmeler genellikle tek ilaçla olurken, intihar amaçlı
zehirlenmelerde sıklıkla birden fazla ilaç söz konusudur. Bilinmeyen
zehirlenmelerde evdeki açık şişeler, evde bulunan ilaçlar, yaprakları
ısırılmış bitkiler, çocuğun oyun oynadığı yerde bulunan kutular yol
gösterici olabilir.
Toksik maddenin
alındığı zamanı ve miktarını öğrenmeye çalışmalı
(daima en kötü senaryo düşünülür.) Semptomlar ve başlangıç zamanları bu
konuda yol gösterebilir. Toksik maddenin alımından sonra semptomların
hızlı ilerlediği çocuklar genellikle daha ağır zehirlenmelerdir.
Munchausen by proxy
sendromu (vekaleten
hastalık sendromu) çocuklara bakıcısı tarafından bilinçli olarak zarar
verilmesidir. Bu durum tekrarlayan asidoz, polimikrobiyal sepsis,
tekrarlayan malabsorbsiyon sendromları, hipoglisemi ve büyüme geriliği
durumlarında akla gelmelidir. Bu amaçla aspirin, kloral hidrat, kodein,
etilen glikol, fekal materyal, insulin, ipeka, laksatifler, fenotiazinler,
sofra tuzu, vitamin A en sık kullanılan maddelerdir. Bir çocukta birden
fazla zehirlenme öyküsü olduğunda Munchausen by proxy sendromu olasılığı
da akla gelmelidir.
Toksik madde
öğrenilebildiyse prognoz ve müdahalenin şeklini belirlemek için toksik
maddenin toksisite dozu, lethal dozu, yarılanma süresi, metabolizma ve
itrah yolları, semptomları, klinik seyri, yol açabileceği laboratuar
değişiklikler antidotu veya özgün tedavisi olup olmadığı, semptomatik
tedavisinin bilinmesi gerekir. Bu bilgiler bir zehirlenme kitabından veya
zehir danışma merkezinden öğrenilebilir. Elde edilen bilgiler yazılarak
hasta tabelasına konur. Herhangi bir zehirlenme olasılığında Ankara
Sağlık Bakanlığı Zehir Danışma Merkezine
(Tel: 114)
telefonla başvurularak acil tedavi konusunda ayrıntılı bilgi alınabilir.
Zehirlenme olayı
daima adli vakadır ve adli rapor verilmesi gerekir. Zehirlenme tanısı
konduğunda izlenmesi gereken yol Tablo 7’de gösterilmiştir. Serum düzeyi
ölçülmesi gereken toksik maddeler ve kan alınma süreleri Tablo 8’da
gösterilmiştir.
Zehirlenmede tedavi
ilkeleri
Zehirlenme tedavisinde uygulanan ilkeler;
-
Yaşamsal
bulguların güven altına alınması,
-
toksik maddenin
vücuda geçişini önlemek,
-
antidot ile toksik
etkiyi ortadan kaldırmak,
-
toksik maddenin
vücuttan atılmasını kolaylaştırmak
-
semptomatik
destekleyici tedavi şeklinde özetlenebilir.
Toksik Maddenin Emiliminin
Önlenmesi
A-Konjonktiva yolu
alınan toksik maddeler:
Göze kimyasal maddelerin kaçması veya irritan gazlara maruz kalınması
durumunda konjonktivanın serum fizyolojik ile bolca yıkanması gerekir.
Daha sonra steroidli veya antibiyotikli göz damlaları kullanmak üzere göz
konsultasyonu yapılması gerekir.
B- Solunum yolu ile olan zehirlenmelerde
Karbonmonoksit zehirlenmeleri veya irritan gazlarla olan zehirlenmelerde,
hasta bir an evvel kontamine ortamdan uzaklaştırılır. Vücudu sıkan
giysiler çıkarılır. Suni solunum veya gerekirse ağızdan solunum, ambu veya
respiratörle mümkün olan en yüksek konsantrasyonlu oksijen uygulanır.
Hasta pnömoni ve pulmoner ödem gelişmesi açısından gözlenir.
C- Deri yolu ile zehirlenmelerde
Toksik etkili bir ilacın deri altına enjeksiyonla verildiği durumlarda
veya zehirli hayvan sokmalarında, etkenin girdiği yerin proksimal kısmına
turnike uygulanarak emilim yavaşlatılabilir. Derinin akar su altında
sabunla en az yarım saat boyunca yıkanması önerilmektedir.
Deri üzereine toksik
maddenin sürüldüğü durumlarda (bit, pire olduğu için çocuğa, organik
fozfor içeren insektisitlerin sürülmesi maalesef yurdumuzda çok sık
görülen bir uygulamadır.) yada cilde korozif maddelerin sıçradığı
durumlarda kazazedenin bulaşmış olan cildi akan suyun altında sabunla
bolca yıkanır. Bu sırada işlemi uygulayan sağlık personelinin eldiven
giymesi kendisini koruması bakımından önemlidir.
D- Gastrointestinel
yol ile zehirlenmeler
Çocuk yaş grubunda toksik maddenin en sık alındığı durum budur.
Zehir merkezi verileri, gastrointestinal dekontaminasyon uygulansa da,
uygulanmasa da, zehirlenme ile ilişkili olan genel mortalitenin düşük
(genel popülasyonda <%0.5 ve <12 yaş çocuklarda % 0.002) olduğunu
bildirdiğinden, olaydan bağımsız olarak tüm zehirlenmelerde Gİ
dekontaminasyonun rutin kullanımı gereksizdir. Ancak gerekiyorsa toksik
maddenin gastrointestinel kanaldan emilimini önlemenin yolları,
1- Kusturma
Bilinç kaybı olan veya konvülsiyon geçiren hastalarda, solunumu
baskılanmış olan veya yaşamsal bulguları stabil olmayan hastalarda,
korosif madde ve petrol ürünleri ile olan zehirlenmelerde yada vagal uyarı
sonucu kalp ileti sistemini bozan ilaçlarla (betabloker ve Ca kanal bloker
zehirlenmelerinde) olan zehirlenmelerde kusturma kontrendikedir. Bunların
dışında tüm diğer zehirlenmelerde kusturma işlemi uygulanabilir.
Kusturmanın etkin olabilmesi için toksik maddenin alınmasından girişim
yapılana dek geçen sürenin kısa olması gerekir. Bu süre için kesin bir
zaman bildirilemez. Bu süre, ilacın emilim hızına, midenin dolu veya boş
olmasına, emilim yerine ( mide veya bağırsak ) göre değişir. Genellikle
toksik maddenin alınmasından sonra geçen ilk 2 saat içinde yapılan
kusturma ile toksik maddenin %8-30’u vücuttan alınabilir. En etkin
kusturma ilacı ipeka şurubudur. İpeka şurubu 6-12 aylık çocuklarda
10 ml, 1-10 yaş arası 15 ml, 10 yaşından büyüklerde 30 ml içirilir. Kusma
olmazsa 20 dakika sonra aynı doz tekrarlanır. Kusma olmazsa ipeka
şurubunun ileti bozukluklarına ve miyokardite yol açabileceği
anımsanmalıdır. İpeka şurubu, 6 ayın altında, gastrointestinal kanama,
özafajit, varis ve ülserde kullanılmamalıdır. Bildirilen komplikasyonlar,
Mallory-Weiss sendromu, pneumomediastinum, aspirasyon, ishal, uzamış kusma
ve çok nadiren ölümdür. Bu nedenlerden ötürü Zehirlenen hastalarda,
tedavide Ipecac şurubu rutin olarak uygulanmamalıdır. Ipecac şurubunun
zehirlenen hastalarda sonuçları iyileştirdiğine dair klinik çalışmalardan
elde edilen herhangi bir kanıt bulunmamaktadır ve yoğun bakım ünitesi ve
acil departmanında rutin kullanımı bırakılmalıdır. Ayrıca, ipecac şurubu
aktif kömür, oral antidotlar veya tüm barsak irrigasyonunun etkinliğini
azaltabilir veya uygulamasını geciktirebilir. Ipecac şurubu bilinç
seviyesi azalmış olan, bilinç kaybı gelişebilecek, korozif madde veya
aspirasyon riski yüksek bir hidrokarbon almış olan kişilerde yaşlı veya
düşkün hastalarda veya bulantının indüklenmesinin risk yaratacağı bir
hastalığı olan kişilerde komplikasyon riskini arttırabilir.
Tuzlu su içirilerek
veya orofarenksi parmakla uyararak kusturma girişimleri güvenilir değildir
ve zaman zaman zararlı olabilir.
2- Mide Yıkama
Mide yıkaması , sağlık merkezleri dışında yapılmamalıdır. İşlem , şuuru
açık olan hastaya önceden anlatılmalıdır. Öğürme refleksi olmayan, komatöz
hastada endotrakeal veya nazotrakeal entübasyon yapılmalıdır. Oral hava
yolu dişler arasına yerleştirilmelidir. Hasta sol yana döndürülmeli , baş
masada 20 derece aşağıya doğru olmalıdır. Tüp uzunluğu yerleştirilmeden
önce saptanmalıdır. Erişkinlerde geniş ağızlı, dış çapı yaklaşık12-13.1
mm., çocuklarda ise 7.8-9.3 mm. dış çaplı tüp kullanılmalıdır. Orogastik
tüp yalnız tek bir kullanım için olmalıdır.Tüp yerleştirilmeden önce bir
Hidroksi etil sellüloz jel ile nemlendirilmelidir.Burun mukozasının
zedelenmesi ağır kanamalar oluşturabilir. Bu nedenle, tüpü geçirmek için
güç kullanılmamalıdır.Hava verilerek veya mide Ph’sı test edilerek tüpün,
midede olduğundan emin olunmalıdır. İlk örnek, toksikolojik analiz için
ayrılmalıdır.Yıkama için erişkinlerde 200-300 ml tercihan ılık 38 C mayi ,
% o.9’luk serum fizyolojik veya su kullanılmalıdır. Çocuklarda ise kg / 10
ml ılık serum fizyolojik verilmelidir.Verilen sıvı geri alınmalı, alınan
kadar tekrar verilmelidir. Çocuklarda fazla verilen sıvı hiponatremi ve su
zehirlenmesi riski taşır. Yıkama sırasında mide muhtevasının duodenuma
geçmesini engellemek için küçük miktarlarda sıvı tercih edilmelidir. Mayi
miktarı , mide boşalma hızını etkiler. Yıkama , geri alınan sıvıdan
partikül olmayıncaya kadar devam etmelidir.
Mide yıkaması sırasında nadiren aspirasyon, perforasyon, kanama, hipotermi,
oksijen satürasyonunda düşme, solunum sıkıntısı, aritmi, kardiyak arrest
gelişebilir. Şuuru kapalı hastalarda bile tercih edilen yöntem olmasına
rağmen, hidrokarbon zehirlenmelerinde asit - alkali zehirlenmelerinde ve
keskin kenarlı cisimlerle olan zehirlenmelerde kontrendikedir.
Zehirlenen hastaların tedavisinde gastrik lavaj rutin olarak
uygulanmamalıdır. Deneysel ve klinik çalışmalara dayalı olarak, gastrik
lavaj madde alımını takiben 1 saat sonra tedavi açısından değer
taşımamaktadır. Havayolu koruyucu refleksler kaybolmuş ise, hasta entübe
edilmediği sürece gastrik lavaj yapılmamalıdır. Yüksek aspirasyon riski
bulunan hidrokarbon türevi veya korozif etkili bir madde alındığında da
gastrik lavaj kontrendikedir. Potansiyel komplikasyonlar aspirasyon
pnömonisi, laringospazm, hipoksi ve hiperkapni, boğaz, özofagus (mediastinite
yol açabilen) ve midenin mekanik yaralanması ve sıvı ve elektrolit
dengesizliğini içermektedir.
Gastrik lavaj uygulanan çok nadir durumlarda, hasta yukarıda belirtilmiş
olan komplikasyonlar açısından değerlendirilmelidir.
3-Aktif Kömür
Uygulaması
Aktif kömür bir çok ilaçla ve toksik maddelerle kimyasal kompleks yaparak
bunları absorbe olmayan, absorbe olsa bile toksik olmayan bir bileşime
dönüştürür. Aynı zamanda fiziksel kompleks yaparak toksik maddeyi absorbe
eder. Toksik yapıda olmadığı için nedeni bilinmeyen bir madde alındığında
kusturma işleminden veya mide lavajından sonra verilir. Metallere,
inorganik tuzlara ( lityum, arsenik ) , etil, isopropil ve metil alkole,
alkali ve asitlere karşı etkili değildir (Tablo 9).
Kömür bitkisel
kaynaklı olmalıdır. Tablet olarak etkisizdir, toz şeklinde verilmelidir.
Nemli kömürün adsorpsiyon etkisi azalır, bu nedenle kuru olmalıdır.
Kullanılmadan önce %70 sorbitol veya %5 dekstrozla sulandırılıp, çorba
kıvamına getirildikten sonra NG sonda ile ya da ağızdan içirilerek
verilir. Bebeklerde 1 g/kg, çocuklarda 15-30 g, büyüklerde 60-100 g aktif
kömür sulandırılarak içirilir. Multipl doz aktif kömür uygulamasında 20 gr
aktif kömür 2-6 saat aralıklarla verilir, dışkıda kömür görüldüğü zaman
işlem sonlandırılır. Bu şekilde bir uygulama gastrik dializ olarakta
adlandırılır.
Tek-doz aktif kömür
zehirlenen hastaların tedavisinde rutin şekilde uygulanmamalı, bireysel
olarak düşünülmelidir. Aktif kömür uygulaması, potansiyel olarak toksik
miktarda zehirin (aktif kömür tarafından absorbe edildiği bilinen) 1 saat
önce alındığı olgularda düşünülmelidir; madde alımını takiben 1 saatten
daha uzun süre sonra kullanımını destekleyen veya dışlayan yeterli veri
bulunmamaktadır. Aktif kömür uygulamasının klinik sonuçları
iyileştirdiğine ilişkin kanıt bulunmamaktadır. Hastanın havayolunda
herhangi bir sağlık sorunu olduğunda aktif kömür uygulaması kontrendikedir.
Tek doz aktif kömür
kullanımı zehirlenmelerde etkinliği tartışmalı olmakla birlikte, şu ana
kadar belirtilen gastrik dekontaminasyon yöntemleri içinde kullanılması en
sık önerilen işlem aktif kömür uyglamasıdır. Multipl dozlarda aktif kömür
uygulaması bazı zehirlenme olgularında eliminasyonu arttırabilmektedir.
4- Süt
Ağır metal, korosif madde ve deterjan zehirlenmelerinde sulandırıcı ve
adsorban olarak etki yapar. Küçük miktarlarda içirilmelidir. Fazla miktarı
toksik maddenin bağırsağa geçişini hızlandırır. Ağır hastada ve koma
durumunda kontrendikedir.
5- Laksatif ve Katartikler
Katartikler özellikle geç başvuran ve toksik maddenin bağırsaklara geçtiği
vakalarda endikedir. En uygun katartikler sorbitol (maksimum 1 gr/kg),
magnezyum sülfat (250 mg/kg), fosfosoda (250 mg/kg), sodyum sitrat (250
mg/kg) dır. Yağlı ve irritan katartikler önerilmez.
Zehirlenen
hastalarda Gİ dekontaminasyon açısından tek başına laktasif uygulamasının
bir rolü bulunmamaktadır. Deneysel verilere göre, laksatiflerin aktif
kömür ile kullanımı çelişkilidir. Laktasiflerin tek başına veya aktif
kömür ile birlikte ilaçların biyoyararlanımını azalttığı veya zehirlenen
hastanın sonuçlarında iyileşme sağladığına ilişkin bir klinik çalışma
yayınlanmamıştır. Mevcut verilere dayalı olarak, laktasiflerin rutin
olarak aktif kömür ile kombine kullanımı desteklenmemektedir. Laksatif
kullanıldığından yan etkileri minimuma indirmek amacıyla tek dozla
sınırlandırılmalıdır. Laksatif kullanımının olası komplikasyonları
bulantı, karında kramplar, kusma, geçici hipotansiyon, dehidratasyon,
sodyum içeren laksatif uygulanan hastalarda hipernatremi ve magnezyum
içeren laksatif uygulanan hastalarda hipermagnezemidir.
Tüm barsak
irrigasyonu (TBİ) zehirlenen hastaların tedavisinde rutin olarak
kullanılmamalıdır. Yapılmış olan kontrollü bir klinik çalışma mevcut
değildir ve TBİ’nin zehirlenen hastalarda sonuçları iyileştirdiğine
ilişkin kesin kanıt yoktur. TBİ’nin demir, kurşun, çinko ve kullanımı
yasak olan ürünlerin olası toksik alımlarında kullanımı destekleyen veya
dışlayan veriler yetersizdir; TBİ bu madde alımlarında teorik bir seçenek
olarak kalmaktadır.
TBİ, barsak
obstrüksiyonu, perforasyonu, ileus korunmasız hemodinamik dengesizliği
olan veya risk altında havayolu olan hastalarda kontrendikedir.
Toksik Maddenin
Atılımının Hızlandırılması
İlaçların vücuttan atılmasında karaciğer ve böbrekler önemli rol oynar.
İlaçların büyük bir çoğunluğu karaciğerde çeşitli enzimlerin etkileriyle
kısmen veya tamamen yıkıma uğrayarak metabolitlerine dönüşür. Bu
metabolitler böbrekler yoluyla atılır ya da yeniden dolaşıma geçebilir.
Bazı ilaçlar ise hiçbir değişime uğramadan idrarla atılır.
A- İYONİZE DİÜREZ
Bir ilacın iyonize durumu devam ettirildiğinde, atılımının artması
ilkesine dayanır. Salisilat ve fenobarbital gibi zayıf asit olan ilaçlarla
zehirlenmede idrarı alkali yapmakla (pH>7.5) toksik maddenin atılımı
artar. 8 saatlik solüsyona 4 - 5 mEq/kg NaHCO3 katarak ve sık
aralarla idrar pH’sını takip ederek yapılır. Amfetamin ve striknin gibi
bazik maddelerle olan zehirlenmelerde idrarın asidifiye edilmesi toksik
maddenin atılımını kolaylaştırdığı halde, asit idrarın böbreğe olan
olumsuz etkilerinden dolayı artık önerilmemektedir.
B- ZORLANMIŞ DİÜREZ
Dializabl maddelerle olan zehirlenmelerde günlük sıvı ihtiyacının 2 katı
kadar sıvıyı hastaya parenteral yolla uygulayarak günlük idrar miktarının
1-2 ml/kg/ saatten 3-6ml/kg/saaate çıkarılmasıdır. Hastanın aldığı
çıkardığı sıvı miktarı, elektrolit dengesizliği ve kalp yetersizliği
bakımından yakın takibi gerekir. Amaç tubuluslarda geçen idrarın hızını
arttırıp, tubuluslara geçen toksik maddenin geri emilimini önlemek ve
atılımını arttırmaktır. Böbrek yetersizliği ve/veya kalp yetersizliği olan
hastalarda kontrendikedir.
C- DİYALİZ UYGULAMALARI
Hemodiyaliz:
Hemodiyaliz nadiren ve seçici uygulanmaktadır. Dağılım hacmi çok geniş
olan birçok ilacın diyalizle temizlenmesi iyi olsa bile, tüm vücuttan
uzaklaştırılması çok az olabilir. Dialize olabilen Tablo 10’da
gösterilmiştir. Hemodiyaliz düşük molekül ağırlık ve suda eriyen maddeler
için çok etkili olmasına karşın yağda eriyen veya proteine yüksek oranda
bağlanan ilaçlarda etkisi azdır. En önemli endikasyonları, standart
tedaviye yanıt vermeyen ağır salisilat zehirlenmesi, metanol ve etilen
glikol zehirlenmelerinde kan düzeyinin 20 mg/dl’nin üzerinde olduğu ve
asidozun saptandığı durumlarda, semptomatik teofilin doz aşımında
uygulanır. Dialize olabilen toksik madde ile zehirlenen hastalarda böbrek
yetersizliği veya kalp yetersizliği olması iyi bir endikasyondur.
Hemoperfüzyon:
Aktif kömür veya reçine ile yapılan hemoperfüzyon standart tedavi
uygulamalarına yanıt vermeyen teofilin, salisilat, paraldehit,
karbamazepin, fenitoin ve fenobarbitürat zehirlenmelerinde etkili olur.
Trisiklik antidepresan, asetaminofen, digoksin gibi zehirlenmelerde
etkisizdir.
Antidot Tedavisi
Toksinin etkisini antagoize eden maddelere antidotlar denir. Zehirlenme
tedavisinde eğer mevcutsa öncelikle uygulanması gereken tedavi antidotunu
vererek zararlı etkiler ortadan kaldırmak olmalıdır Başlıca antidotlar ve
uygulama yolları Tablo 11’de gösterilmiştir.
Destek Tedavileri
Alınan toksik maddenin öğrenilemediği, yada dializ olamayan ve antidotu
olmayan toksik maddeler ile olan zehirlenmelerde kullanılır. Pek çok defa
kullanılabilecek tek tedavi şeklidir. Hasta yakın monitörizasyonla izlenir
ve ortaya çıkan bulgularına göre tedavisi düzenlenir.
Şiddetli ağrı varsa analjezikler gerekirse morfin kullanılır.
Sıvı dengesi sağlanır, elektrolit ve asit-baz dengesi bozuklukları
düzenlenir.
Hipotermi ve hipertermi önlenir, normal vücut ısısı korunur.
Hasta aç bırakılmaz, hipoglisemiye izin verilmez.
Konvulziyon varsa tipine göre benzodiazepinler yada fenitoin uygulanır.
Hipotansiyon varsa 20 ml/kg hızla kristalloid uygulanır, hipotansiyon
düzelmezse katekolaminler uygulanır.
Kanama ve şokta kan veya kolloidler uygulanır.
Asidoz varsa bikarbonat tedavisi, beyin ödeminde antiödem tedavi olarak
%20 mannitol veya hiperventilasyon uygulanır.
Solunum yetersizliği yakın takip edilir ve gerekiyorsa mekanik ventilasyon
olanakları aranır.
Tablo 1:
Zehirlenmeden Korunma
|
İlaçlar:
-
Bütün ilaçlar
çocukların ulaşamayacağı kilitli dolaplarda saklanmalıdır.
-
Çocuklara ilaç
verirken asla şeker diye verilmemelidir.
-
Misafirliğe
gittiğiniz yerlerde çocuğunuzun ilaçlardan uzak olduğuna emin olun.
-
Çocukların
açamayacağı paketler, çocuklar için güvenli paket demek değildir.
-
İlaçları daima
orjinal paketlerinde bulundurun.
-
Çocuklarınıza
asla karanlıkta ilaç vermeyin.
-
Çocuklarınıza
herhangi bir ilacı verdikten sonra uygun şekilde kaldırıldığına emin
olun.
Temizlik
Malzemeleri:
-
Temizlik
malzemeleri ve aerosolleri çocukların uzanamayacakları dolaplara
koyun.
-
Asla lavoba
altına yada alçak dolaplara temizlik malzemeleri ve deterjanları
koymayın.
-
Temizlik
malzemelerini asla kullandığınız eski içecek şişelerine koymayın.
-
Temizlik
malzemelerini kullandıktan sonra kutularını asla ortada bırakmayın.
-
İnsektisitleri
ve rodentisitleri asla döşeme üzerine açıkta bırakmayın.
-
Otomobil ve
bahçe malzemelerini mutlaka güvenli bir yere kilitleyin.
|
Tablo 2 : Demir – 3 – klorür testi
|
Tüpte oluşan
renk
Yeşil
renk
Mavi-yeşil renk
Yeşil-gri renk
Mor renk
Mavi-mor renk |
Toksin
Fenilketonüri,tirozinemi,direkt hiperbillirubinemi,
Histidinemi,feokromasitoma
Akağaç şurubu idrarı hastalığı
Salisilatlar
Fenotiazinler |
Tablo 3 : Öykü
ve muayene ile zehirlenme şüphesi uyandıran bulgular
-
Akut başlangıç
-
1-5 yaş
-
Pika öyküsü
veya daha önce zehirlenme öyküsü
-
Çevre ile
ilgili stres (aile geçimsizliği, yeni bebek, yer değiştirme, vb.)
-
Misafirliğe
gitme, evde toplantı gibi çocuğun gözetiminin azalması
-
Birçok sistemi
ilgilendiren bulguların varlığı
-
Bilinç
düzeyinde belirgin değişiklik
-
Klinik
tablonun bilmece gibi olması, bir yere oturtulamaması.
|
Tablo 4.
Toksidromlar
|
|
Sempatomimetikler
(Amfetaminler,Kokain)
|
Antikolinerjikler
(Antihistaminikler, diğerleri) |
Organofosfatlar (insektisitler,
sinir gazı) |
Opiatlar /
Klonidin |
Barbitüratlar /
sedatif hipnotikler |
Salisilatlar |
Teofilin |
|
Mental durum / MSS |
Ajitasyon,
delirium, psikoz, konvülziyon |
Delirium, psikoz,
koma, konvülziyon |
Konfüzyon,
fasikülasyon, koma |
Öfori, somnolanş
koma |
Somnolans, koma |
Letarji
konvülziyon |
Ajitasyon,
tremor, konvülziyon |
|
Kalp hızı |
Artma |
Artma |
Azalma (veya
artma) |
Azalma |
- |
- |
Artma |
|
Kan basıncı |
Artma |
Artma |
- |
Azalma |
Azalma |
- |
Azalma |
|
Isı |
Artma |
Artma |
- |
Azalma |
Azalma |
Artma |
- |
|
Solunum |
- |
- |
Artma |
Azalma |
Azalma |
Artma |
Artma |
|
Pupillalar |
Geniş, rekatif |
Geniş, harekette
yavaşlama |
Küçük |
Çok küçük |
- |
- |
- |
|
Barsak sesleri |
Mevcut |
Azalma |
Hiperaktif |
- |
- |
- |
- |
|
Deri |
Diaforez |
kırmızı, kuru |
Diaforez |
- |
- |
- |
- |
|
Diğer |
- |
- |
.................... |
- |
- |
Kusma |
Kusma |
Tablo 5. Nefes
Kokusu
|
Nefesteki koku
Naftalin
Meyve kokusu
Sarımsak
Keskin acı bir koku (bitter çikolata)
Badem veya tuzlu fıstık kokusu |
Toksin
naftalin
isopropanol,aseton
arsenik, organik fosfor
siyanür
fare zehiri |
Tablo 6. Tanı
koydurucu tedaviler
|
Toksin |
Tedavi |
Yol
|
Olumlu cevap |
|
benzodiazepine
digital
demir
İNH
Narkotiks
organik fosforla
Fenotiazinler |
flumezanil
spesifik Fab antikorları
desferroksamin
piridoksin
Naloksane
atropine/pralidoksim
difenhidramine |
İV
İV
İM
İV
İV
İV
İV |
şuur düzelir
disritmi, şuur ve hiperkalemi düzelir
şarap rengi idrar
konvulziyonlar durur
solunumun düzelmesi
atropinizasyonun olmaması
bulguların düzelmesi |
Tablo 7. Semptomatik Zehirlenmelerde
Yaklaşım
|
1. Hastayı
stabilize et (havayolu, solunum, dolaşım) |
|
2. Nedeni
bilinmeyen bilinç değişikliği ile gelen hastalara oksijen ve glukoz
uygula, |
|
3. Hastadan,
yakınlarından, hastayı getiren doktorlardan ayrıntılı öykü al.
İlacın ismi, ne kadar aldığı, ne zaman aldığı, yapılan girişimleri
ayrıntılı şekilde öğren
DAİMA EN KÖTÜ SENARYOYU DÜŞÜN |
|
4. Hastayı
ayrıntılı muayene et |
|
6. İlacın yan
etkileri, toksik dozu, yarılanma ömrü hakkındaki bilgiyi dosyasına
ekle |
|
5. Ölçülebilinen
ilaçların kan düzeyi için kan al |
|
6. Aktif
kömür etkisiz değilse her zehirlenme olgusuna ilk 4 saatte aktif
kömür uygula |
|
7. Antidotu
varsa uygula |
|
8. Hastaneye
yatırmak açısından değerlendir |
|
9. Toksik madde
dializabl ise iyonize diürez uygula |
|
10. Psikiyatrik
konsültasyon açısından değerlendir. |
|
11. Aileyi
eğitmek ve zehirlenmeleri önlemek amacıyla bilgi ver |
|
12. Adli rapor
yaz. |
Tablo 8: Serum Düzeyi Ölçülmesi
Gereken Toksik Maddeler
|
İlaç /Toksin |
Alındıktan sonra
|
|
Asetaminofen
Demir
Digoksin
Etil alkol
Etilen alkol
Fenobarbital
Karbamazepin
Karboksihemoglobin
Lityum
Metil alkol
Methemoglobin
Salisilat
Teofilin |
4 saat
4 saat
2-4 saat
½ - 1 saat
½ - 1 saat
1-2 saat
2-4 saat
Hemen
2-4 saat
½ - 1 saat
Hemen
2-4 saat
1-2 saat |
Tablo 9. Aktif
Kömüre Absorbsiyon Potansiyeli Sınırlı ya da Tam Bilinmeyen Maddeler
|
Demir, Lityum,
Ağır metaller ( Arsenik, Civa, Kurşun, Talyum)
Alkoller : Metanol, Etanol, Izopropanol, Etilen glikol
Hidrokarbonlar : Benzin, Mazot. Mineral yağ
Kostik Maddeler : NaOH , KCl , H2SO4
Düşük Molekül Ağırlıklı Bileşikler : Siyanur
Böcek Öldürücüler : Organik fosfatlar , karbamatlar |
Tablo
10. Diyalize Olabilen Toksik Maddeler
|
Sedatifler –
Hipnotikler |
Diğer metaller |
Alkol
Etanol
Etilen glikol
Fenobarbital
Kloralhidrat
Metanol
Meprobamat (Equanil)
Paraldehid |
Kalsiyum
Lityum
Magnezyum
Potasyum
Halojenler
Bromürlü bileşikler
Fluoridli bileşikler
İyotlu bileşikler |
|
Narkotik olmayan
analjezikler
Asetaminofen
Aspirin
Fenasetin
Metil salisilat |
Alkaloidler
Kinidin
Kinin
Striknin
Diğer |
|
Amfetaminler |
Anilinler |
|
Arsenik (BAL’dan
sonra)
Cıva (BAL’dan sonra)
Demir (Deferoksamin’den sonra)
Kurşun (EDTA’dan sonra)
Fenitoin (Epdantoin) |
Boratlar
Borik asit
Dikromat
Ergotamin
İzoniyazid
Karbontetraklorür
Kloratlar
Mantar
Nitrobenzenler
Nitrofurantoin
Sulfonamidler |
Tablo 13:
Sık Karşılaşılan Toksin ve Antidotlar
|
Toksin/Zehir |
Antidot |
|
Asetaminofen
Antikolinerjik ajanlar (Trisiklik antidepresanlar hariç)
Benzodiazepinler
Karadul
Botulizm
Karbamat insektisitler
Karbonmonoksit
Siyanid
Digoksin/digitoksin
Distonik reaksiyonlar
Etilenglikol
Fluorid
Heparin
Ağır metaller
İzoniazid/ Hydra-Zide
Demir
Metanol
Methemoglobinemi
Metotreksat, trimotoprim, primetamin
Opiatlar
Oral hipoglisemikler
Orgonofosfat insektisitler
Çıngıraklı yılan envenomation
Sodyum kanal blokajı (Trisiklik antidepresanlar, tip I antiaritmikler)
Warfarin |
N-asetilsistein
Fizostigmin
Flumazenil (dikkat)
Latrodectus antitoksini
Botulin antitoksini
Glukagon
İnsülin ve glukoz
Atropin
Oksijen veya hiperbarik oksijen
Amil veya sodyum nitritler
Tiyosülfat
Hidroksikobalamin
Antidigoksin antikorları
Difenhidramin
Benztropin
Etanol
4-Metilpirazol
Tiamin ve piridoksin
Kalsiyum tuzları
Protamin
Dimerkaprol (BAL)
Penisilamin
Dimerkaptosüksinik asit (DMSA)
EDTA
Dimerkaptopropan sülfonik asit (DMPS)
Pridoksin
Deferoksamin
Etanol
4-Metilpirazol
Folat veya folinik asit
Metilen mavisi
Folinik asit
Naloksan/naltrekson
Glukoz infüzyonu
Oktreotid
Pralidoksim/obidoksim
Atropin
Crotalidae antitoksini
Sodyum bikarbonat
Vitamin K |
|